TCK m. 168/4, kısmi iadede mağdurun rızası gerektiğini belirtirken, 'kısmi iade'den ne anlaşılması gerektiğine dair bir tanım yapmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/383 E., 2021/357 K. ve 2015/890 E., 2018/452 K. sayılı kararları ışığında, bir iadenin 'kısmi' olup olmadığını ve bu iadenin taşıması gereken nitelikleri tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189332

Kanunda tanımı olmasa da, Yargıtay içtihatları 'kısmi iade' kavramına belirli bir içerik kazandırmıştır. YCGK'nin 2021/357 K. ve 2018/452 K. gibi kararlarına göre, bir iadenin TCK m. 168/4 kapsamında değerlendirilebilmesi için şu nitelikleri taşıması gerekir: 1. **Mağduru Tatmin Edici Nitelikte Olması:** İadenin, çalınan veya zarar verilen malın çok cüzi, sembolik bir kısmını değil, zararı 'önemli ölçüde' giderecek bir miktarını kapsaması gerekir. Kavram, 'zararın önemli ölçüde giderilmesi' olarak yorumlanmaktadır. 2. **Doğrudan Sonuç Doğurucu Olması:** İade, mağdur açısından doğrudan bir fayda sağlamalıdır. Örneğin, çalınan bir çantanın içindeki paradan daha değerli olan kimlik, kart gibi özel eşyaların iadesi, parasal değeri düşük olsa da önemli bir iade sayılabilir. 3. **Mağdura Ek Külfet Yüklememesi:** İade süreci, mağdura ek bir masraf veya zahmet getirmemelidir. Örneğin, çalınan bir arabanın hasarlı olarak iade edilmesi ve mağdurun tamir için yüksek masraflar yapması gerekiyorsa, bu durumun niteliği tartışmalı hale gelebilir. Özetle, Yargıtay, 'kısmi iade' kavramını dar yorumlamamakta, mağdurun zararını 'önemli ölçüde' ve 'anlamlı bir şekilde' azaltan her türlü iadeyi bu kapsamda değerlendirerek, mağdurun rızası şartıyla etkin pişmanlık kapısını açık tutmaktadır.