5271 sayılı CMK'nın 2. maddesi 'müdafi' ve 'vekil' tanımlarını yaparken, eski 1412 sayılı CMUK'tan farklı olarak nasıl bir ayrım getirmiştir? Bu tanımsal değişikliğin, avukatın görevlendirilme şekli (atanmış veya seçilmiş) ile bir ilgisi var mıdır? YCGK 2019/158 E., 2022/103 K. kararındaki açıklamaları esas alınız.
5271 sayılı CMK, eski CMUK'tan farklı olarak 'müdafi' ve 'vekil' ayrımını, avukatın görevlendirilme şekline (atanmış/seçilmiş) göre değil, temsil ettiği kişinin muhakemedeki sıfatına göre yapmıştır. YCGK 2022/103 K. sayılı kararında da bu durum net bir şekilde açıklanmıştır. - **Müdafi (CMK m. 2/1-c):** 'Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı' ifade eder. Bu avukatın baro tarafından atanmış (zorunlu/ihtiyari) veya sanık tarafından vekaletname ile seçilmiş olmasının bir önemi yoktur. Her iki durumda da sıfatı 'müdafi'dir. - **Vekil (CMK m. 2/1-d):** 'Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı' ifade eder. Eski CMUK ise, baro tarafından görevlendirilen avukatı 'müdafi', sanığın vekaletname ile tuttuğu avukatı ise 'vekil' olarak adlandırıyordu. Yeni CMK bu ayrımı ortadan kaldırmıştır. Artık önemli olan, avukatın kimin haklarını savunduğudur. Eğer şüpheli/sanık savunuluyorsa avukat 'müdafi', eğer katılan/mağdur temsil ediliyorsa 'vekil'dir. Bu tanımsal değişiklik, müdafilik kurumuna bütüncül bir yaklaşım getirmiş ve görevlendirme şeklinden kaynaklanan kavramsal karmaşayı sona erdirmiştir.