Sanık, yargılandığı yağma suçunda, soruşturma aşamasında mağdurun zararını tamamen gidermiş, ancak kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda 'Ben suçu işlemedim, nişanlımın zoruyla parayı ödedim, pişman değilim' şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu durumda, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir mi? Pişmanlığın 'iradi' olması ve sonradan bu iradeden dönülmesi halini hukuken tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189330

Bu durum, etkin pişmanlığın uygulanmasına engel teşkil eder. TCK m. 168'in temelinde yatan pişmanlık, suç sonrası gösterilen ve zararı gidermeyle sonuçlanan iradi bir davranıştır. Soruşturma aşamasında zararın giderilmesiyle etkin pişmanlığın objektif şartı yerine gelmiş olsa da, sanığın kovuşturma aşamasındaki beyanları, bu eylemin arkasındaki sübjektif unsur olan 'pişmanlık iradesini' açıkça inkâr etmektedir. Sanığın 'pişman değilim' ve 'zorla ödedim' şeklindeki beyanları, zararı giderme eyleminin, kanunun aradığı anlamda bir nedamet sonucu değil, başka bir dış etkenle (nişanlısının zoruyla) gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, etkin pişmanlığın 'iradilik' ve 'pişmanlık' unsurlarının bulunmadığını gösterir. Yargıtay'ın genel yaklaşımı, failin dışa yansıyan davranışının samimiyetini sorgulamamakla birlikte, failin bizzat kendisi pişman olmadığını açıkça beyan ettiğinde, mahkemenin bu beyanı yok sayarak pişmanlık varsayımıyla hareket edemeyeceği yönündedir. Sanık, kendi beyanıyla etkin pişmanlığın sübjektif unsurunu ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle, hakkında TCK m. 168 hükümleri uygulanamaz.