5271 sayılı CMK m. 150/3, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda zorunlu müdafiliği öngörmektedir. Kovuşturma aşamasında, sanığa isnat edilen suçun hukuki niteliğinin değişmesi ve yeni suçun ceza alt sınırının beş yılın altına düşmesi durumunda, daha önce atanmış olan zorunlu müdafinin görevi kendiliğinden sona erer mi? Sanığın bu durumdaki hakları nelerdir?
Hayır, müdafinin görevi kendiliğinden sona ermez. YCGK 2018/441 E., 2020/468 K. sayılı kararında bu duruma değinilmiştir. Zorunlu müdafilik şartları ortadan kalksa bile, daha önce usulüne uygun olarak görevlendirilmiş olan müdafinin görevi devam eder. Ancak bu noktadan sonra müdafilik, 'ihtiyari' müdafilik niteliğine bürünür. Sanığın bu aşamada iki temel hakkı vardır: 1. **Müdafiden Vazgeçme Hakkı:** Sanık, artık zorunluluk kalmadığı için, mahkemeye açıkça beyanda bulunarak görevlendirilmiş olan müdafinin yardımından faydalanmak istemediğini belirtebilir. Bu durumda müdafinin görevi sona erer ve sanık savunmasını kendisi yapabilir. 2. **Müdafi ile Devam Etme Hakkı:** Sanık, sessiz kalarak veya açıkça müdafi ile devam etmek istediğini belirterek, atanmış müdafinin hukuki yardımından yargılama sonuna kadar yararlanmaya devam edebilir. Bu durumda müdafilik, CMK m. 150/1 kapsamında bir 'ihtiyari atanmış müdafilik' olarak sürer. Özetle, görev kendiliğinden sona ermez, sanığın iradesine bağlı hale gelir.