Bir sanık hakkında verilen hapis cezasının TCK m. 50 uyarınca seçenek yaptırıma (örneğin kamuya yararlı bir işte çalıştırma) çevrilmesi kararı, CMK m. 309/4-d anlamında 'daha hafif bir ceza' mıdır? Yargıtay, kanun yararına bozma sonucunda hapis cezasını doğrudan seçenek yaptırıma çevirebilir mi, yoksa bu yerel mahkemenin takdirinde midir? YCGK 2018/373 ve 2018/614 K. kararlarındaki mantığı karşılaştırınız.
Bu konu, Yargıtay'ın takdirin sınırlarını çizdiği bir alandır. YCGK 2018/373 K. sayılı kararı, seçenek yaptırımlar ve erteleme gibi kişiselleştirme kurumlarının uygulanmasının yerel mahkemenin sanığı bizzat gözlemlemesine ve takdirine bağlı olduğunu, bu nedenle Yargıtay'ın CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan bu kararları veremeyeceğini belirtir. Bu genel bir kuraldır. Ancak, YCGK 2018/614 K. sayılı kararı gibi bazı durumlarda, hukuka aykırılık çok bariz ve takdire yer bırakmayacak nitelikte ise veya bozma, zaten uygulanmış bir seçenek yaptırımın infaz şeklindeki bir hukuka aykırılığı düzeltmeye yönelikse, Yargıtay doğrudan müdahale edebilir. Örneğin, kararda mahkemenin kamuya yararlı işte çalıştırma tedbirine hükmederken infazı kısıtlayıcı şekilde 'temizlik işleri' gibi bir belirleme yapmasının hukuka aykırı olduğu tespitiyle bu ifadenin hükümden çıkarılmasına doğrudan karar verebilir. Özetle, hapis cezasını ilk defa seçenek yaptırıma çevirme kararı yerel mahkemenin takdirindedir ve Yargıtay bunu 309/4-d ile yapamaz. Ancak, zaten verilmiş bir seçenek yaptırımdaki bariz bir hukuka aykırılığı düzeltmek için bu fıkrayı kullanabilir.