5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesinde sayılan zorunlu müdafilik hallerinden (çocuk, malul, sağır ve dilsiz) biriyle, 150/3. maddesindeki (ceza haddi) halinin birleşmesi durumunda, örneğin alt sınırı 6 yıl hapis olan bir suçtan yargılanan bir çocuğa müdafi atanmaması, CMK m. 289 açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189308

Bu durum, CMK m. 289/1-e uyarınca 'duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması' anlamına gelir ve mutlak bir bozma (kesin hukuka aykırılık) nedenidir. CMK m. 150'deki zorunlu müdafilik halleri birbirinden bağımsızdır ve herhangi birinin varlığı, müdafi atanmasını zorunlu kılar. Örnekteki olayda, sanık hem 'çocuk' olduğu için (m. 150/2) hem de yargılandığı suçun ceza alt sınırı 5 yılı aştığı için (m. 150/3) iki ayrı nedenden ötürü zorunlu müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Mahkemenin bu zorunluluğa uymayarak müdafi atamadan yargılama yapması, savunma hakkının en ağır şekilde kısıtlanmasıdır. CMK m. 188/1, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafinin duruşmada hazır bulunmasının 'şart' olduğunu belirtir. Bu şartın ihlali, CMK m. 289/1-e kapsamında, temyiz dilekçesinde belirtilmese bile re'sen gözetilecek ve hükmün bozulmasına neden olacak kesin bir hukuka aykırılık halidir.