CMK m. 150/3'e göre zorunlu müdafilik gerektiren bir suçtan yargılanan sanık, duruşmada açıkça 'müdafi istemediğini' beyan ederse, mahkeme sanığın bu iradesine uyarak müdafi atamadan yargılamaya devam edebilir mi? Bu durumun adil yargılanma hakkı ve CMK m. 289 açısından sonuçları ne olur?
Devam edemez. CMK m. 150/2 ve 150/3'te sayılan haller (çocuk, malul, sağır-dilsiz veya ceza alt sınırı 5 yılı aşan suçlar), 'zorunlu' müdafiliği gerektirir. 'Zorunlu' ifadesinin anlamı, bu hallerde müdafi yardımının şüphelinin/sanığın iradesine veya talebine bağlı olmamasıdır. Sanık açıkça müdafi istemediğini söylese, hatta atanmış müdafiyi reddetse bile, mahkeme bir müdafi görevlendirmek ve bu müdafinin duruşmalarda hazır bulunmasını sağlamak zorundadır. Bu, sadece sanığın bireysel menfaatini değil, aynı zamanda savunma makamının şeklen de olsa temsili yoluyla 'adil yargılanma' ilkesinin ve kamusal düzenin korunmasını amaçlar. Yargıtay 16. CD 2019/7145 E. kararında da belirtildiği gibi, zorunlu müdafinin yokluğunda duruşma yapılması, CMK m. 188/1'in ihlali olup, CMK m. 289/1-e uyarınca 'hukuka kesin aykırılık' (mutlak bozma) nedenidir. Temyiz incelemesinde bu husus, sanık tarafından ileri sürülmese bile re'sen gözetilir ve hükmün bozulmasına neden olur.