5237 sayılı TCK m. 168'in gerekçesi, etkin pişmanlığı 'cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep' olarak tanımlamaktadır. 'Şahsi cezasızlık sebebi' veya 'cezayı kaldıran/azaltan şahsi sebep' kavramının ceza hukuku dogmatiğindeki yerini ve suçun unsurları (haksızlık ve kusur) ile ilişkisini, YCGK 2019/274 K. sayılı karardaki açıklamalar ışığında izah ediniz.
Ceza hukuku dogmatiğinde, bir fiilin suç sayılabilmesi için kanuni tanıma uyan bir haksızlık içermesi ve failin bu haksızlıktan dolayı kınanabilmesi (kusurluluk) gerekir. Şahsi cezasızlık sebepleri veya cezayı azaltan/kaldıran şahsi sebepler ise, suçun unsurları olan haksızlık ve kusur gerçekleştikten sonra devreye giren, ancak suç ve ceza politikası gereği fail hakkında ceza verilmemesini veya cezada indirim yapılmasını sağlayan özel durumlardır. YCGK 2019/274 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu sebepler 'suçun unsurları dışında kalan haller' başlığı altında incelenir. Etkin pişmanlık, tipik bir 'cezayı azaltan şahsi sebep'tir. Çünkü: 1. **Suçun Unsurlarını Etkilemez:** Etkin pişmanlık, suç tamamlandıktan sonra ortaya çıkar. İşlenmiş ve tamamlanmış olan suçun haksızlık içeriğini ve failin kusurunu ortadan kaldırmaz. 2. **Suç Politikası Gereğidir:** Kanun koyucu, suç işlendikten sonra failin pişmanlık gösterip zararı gidermesini teşvik etmek ve toplumsal barışı yeniden tesis etmek amacıyla (suç politikası gereği) faile bir ödül (ceza indirimi) vermektedir. Dolayısıyla, etkin pişmanlık, fiili suç olmaktan çıkaran bir hukuka uygunluk nedeni veya kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep değil, tüm unsurlarıyla oluşmuş bir suçun faili hakkında, suç sonrası olumlu davranışları nedeniyle uygulanan şahsi bir indirim nedenidir. Bu nedenle de sadece kanunda açıkça sayılan suçlar ve kişiler için geçerlidir.