5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca verilen bir idari yaptırım kararına karşı sulh ceza hakimliğine yapılan başvuru sonucunda verilen karar, istinaf veya temyize tabi olmaksızın kesinleşmiştir. Bu karardaki bir hukuka aykırılık, CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma konusu yapılabilir mi? Eğer yapılabiliyorsa, bozma sonrası hangi fıkra (CMK m. 309/4 a, b, c, d) uygulanmalıdır? YCGK 2020/369 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189277

Evet, yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerleşik içtihatlarıyla (örneğin 2020/369 K. sayılı karar) Kabahatler Kanunu uyarınca verilen ve kesinleşen sulh ceza hakimliği kararlarının da CMK m. 309 kapsamında kanun yararına bozma konusu yapılabileceğini kabul etmektedir. Bozma sonrası uygulanacak fıkra ise, kararın niteliğine göre belirlenir. YCGK 2020/369 K. sayılı kararına göre, sulh ceza hakimliğinin başvuruyu kabul ederek idari yaptırım kararını kaldırmasına ilişkin kararı, 'davanın esasını çözen' ve 'mahkûmiyet dışındaki' bir hükümdür. Bu nitelikteki bir kararın kanun yararına bozulması halinde, CMK m. 309/4-c hükmü uygulanmalıdır. Bu fıkra uyarınca, bozma kararı kabahatli aleyhine sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez. Yani, bozma sadece hukuki aykırılığın tespiti ve içtihat birliğinin sağlanması amacına hizmet eder, kabahatlinin durumu ağırlaşmaz ve dosya yeniden sulh ceza hakimliğine gönderilmez.