Bir suç soruşturmasında, şüphelinin ortağı olduğu bir şirketin banka hesaplarına CMK m. 128 uyarınca el konulabilir mi? Bu madde, el koyma tedbirini hangi malvarlığı değerleriyle ve kimlerle sınırlandırmıştır? YCGK 2013/11-148 E., 2014/87 K. sayılı kararındaki tartışmaları dikkate alarak şirketin tüzel kişiliğinin malvarlığının durumunu analiz ediniz.
CMK m. 128, el koyma tedbirini 'şüpheli veya sanığa ait' malvarlığı değerleri ile sınırlar. Bu değerler arasında 'ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık payları' (m. 128/1-f) sayılmıştır. Ancak bu, doğrudan şirketin kendi malvarlığına (örneğin banka hesapları, taşınmazları) el konulabileceği anlamına gelmez. Şirket, şüpheliden ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir. Dolayısıyla, şüphelinin sadece şirketteki 'hisse payına' el konulabilir; şirketin malvarlığına değil. YCGK 2014/87 K. sayılı kararında da bu ayrım temel alınmıştır. Kararda, savcıların şüphelinin ortaklık payına el koyma kararını, şirketin taşınmazlarına da teşmil etme yönündeki yorum ve uygulamaları 'görevi kötüye kullanma' suçu açısından değerlendirilmiş ve yargısal takdir kapsamında kaldığı için suç oluşturmadığına karar verilmiştir. Ancak bu karar, uygulamanın hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Hukuken doğru olan, sadece şüphelinin 'ortaklık payına' el konulması ve bu durumun ticaret siciline şerh edilmesidir. Şirketin kendi malvarlığına el konulabilmesi için, bizzat şirketin kendisinin soruşturmada 'şüpheli' konumunda olması veya el konulacak malvarlığının suçtan elde edilen bir değer olarak doğrudan şirket bünyesinde bulunduğuna dair kuvvetli şüphe olması gibi ek koşullar gerekir.