TCK m. 314/2 (Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma) suçunun temel ceza alt sınırı 5 yıldır. Ancak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca bu ceza yarı oranında artırılır ve sonuç olarak cezanın alt sınırı 7 yıl 6 ay olur. Bu durumda, bu suçtan yargılanan bir sanığa CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanması gerekir mi? YCGK 2018/268 E., 2021/398 K. sayılı kararını tartışınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/398 K. sayılı kararında, bu konuda tartışmalı bir sonuca ulaşmıştır. Kararda, 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki artırımın, TCK'da düzenlenen suçun bir 'nitelikli hali' değil, ayrı bir kanunla getirilmiş bir 'artırım nedeni' olduğu yorumu yapılmıştır. Bu yoruma göre, CMK m. 150/3'teki 'alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suç' ifadesindeki 'suç' tanımının TCK'daki temel tanıma göre yapılması gerektiği, bu nedenle TCK m. 314/2'nin alt sınırının 5 yıl olması sebebiyle zorunlu müdafilik koşulunun oluşmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu karar, CGK'nin daha sonra nitelikli halleri hesaba katan genel yaklaşımından (örneğin, 2022/439 K.) ayrışmaktadır ve doktrinde yoğun olarak eleştirilmektedir. Karşı oy görüşlerinde ve sonraki içtihatların ruhunda, sanığın karşı karşıya olduğu ceza tehdidinin ağırlığının esas alınması gerektiği, bu nedenle fiilen 7 yıl 6 aydan başlayacak bir yargılamada müdafi atanmasının adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla, CGK kararı bu yönde olsa da, bu içtihadın doktrin ve AİHM standartları açısından tartışmalı olduğu ve gelecekte değişebileceği unutulmamalıdır.