CMK m. 150/3 uyarınca, 'alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda' zorunlu müdafi atanır. Bir suçun temel şeklinin ceza alt sınırı beş yıl veya altında olmakla birlikte, TCK'da o suç için öngörülen ve cezanın belirli bir oranda artırılmasını gerektiren bir nitelikli halin varlığı halinde, bu artırım sonucunda alt sınır beş yılı aşıyorsa, zorunlu müdafilik devreye girer mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki görüş değişikliğini (örneğin, 2018/441 K. ve 2022/439 K. kararları) analiz ediniz.
Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihadında bir evrim ve değişiklik yaşanmıştır. Başlangıçta, CGK 2018/441 K. sayılı karar gibi kararlarda, CMK m. 150/3'ün uygulanmasında sadece suçun temel şekline ilişkin ceza alt sınırının dikkate alınacağı, cezada artırım öngören nitelikli hallerin bu hesaplamaya dahil edilmeyeceği görüşü hakimdi. Ancak, CGK 2022/439 K. sayılı daha güncel kararında bu görüşten dönülmüştür. Yeni içtihada göre, adil ve etkin yargılanma hakkı, silahların eşitliği ve hukuk devleti ilkeleri gereğince, ceza miktarını etkileyen nitelikli haller de CMK m. 150/3'teki beş yıllık sınırın hesaplanmasında dikkate alınmalıdır. Zira suçun temel şekli ile nitelikli hali 'aynı suç' sayılmaktadır ve sanık için önemli olan, maruz kalacağı cezanın ağırlığıdır. Dolayısıyla, güncel Yargıtay uygulamasına göre, suçun temel cezasının alt sınırı beş yılın altında olsa bile, uygulanması gereken bir nitelikli hal (örneğin TCK m. 143'teki gece vakti artırımı) ile cezanın alt sınırı beş yılı aşıyorsa, sanığa istemi aranmaksızın zorunlu müdafi atanması gerekmektedir. Atanmaması, CMK m. 289 uyarınca kesin hukuka aykırılık (mutlak bozma) nedenidir.