TCK m. 168'de düzenlenen etkin pişmanlık müessesesinin, eski 765 sayılı TCK m. 523'te düzenlenen “iade ve tazmin” esasından temel farkı nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yerleşik içtihadını (örneğin, 2019/274 K. sayılı karar) referans alarak açıklayınız.
TCK m. 168'deki etkin pişmanlık, sadece zararın giderilmesini değil, failin suçtan sonraki “pişmanlık” iradesini merkeze alır. 765 sayılı TCK m. 523 ise daha çok objektif bir koşul olan “iade ve tazmin” esasına dayanıyordu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/274 K. ve benzeri birçok kararında vurguladığı üzere, yeni düzenlemede failin bizzat pişmanlık göstererek zararı gidermesi aranır. Bu nedenle, zararın cebri icra yoluyla, failin rızası hilafına veya ondan habersiz üçüncü kişilerce giderilmesi gibi durumlarda, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceği için TCK m. 168 uygulanmaz. Ancak failin en azından rızasını ortaya koyan bir söz veya davranışı varsa, üçüncü kişi tarafından zararın giderilmesi de kabul edilebilir.