HMK Madde 240/1'de 'Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir' hükmü, tanık delilinin temel niteliğini belirlemektedir. Bu hükmün, 'tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler' (HMK 250) veya 'taraflarla akrabalık veya başka bir yakınlık' (HMK 254) gibi durumlarla ilişkisini açıklayınız. Yargıtay'ın davalı aleyhine dava açan işçilerin tanıklığı konusundaki 'kural olarak itibar edilmemesi' yaklaşımını, HMK 240/1'in 'taraf olmama' şartı ve 'tanıklığın objektifliği' ilkesi bağlamında değerlendiriniz.
HMK Madde 240/1, tanığın tanımını 'davada taraf olmayan kişiler' olarak yaparak, tanıklığın temel bir objektiflik ve tarafsızlık unsuru taşıması gerektiğini vurgular. Tanık, davanın sonucu üzerinde doğrudan bir menfaati olmayan üçüncü kişi olmalıdır. **HMK 250 ve 254 ile İlişkisi:** * **HMK 250 (Tanıklığın Doğruluğu Konusunda Kuşku):** Bu madde, tanığın davada bir 'yararı' bulunması halinde veya tanıklığının doğruluğu konusunda 'kuşkuyu gerektiren sebepler' varsa, bunun iddia ve ispat edilebileceğini belirtir. Bu, tanığın tarafsızlığına gölge düşürebilecek her türlü kişisel veya maddi menfaati kapsar. * **HMK 254 (Yakınlık ve Güvenilirlik):** Bu madde, tanığa sorulacak bilgiler arasında 'taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı' gibi hususları sayar. Bu bilgiler, tanığın beyanının objektifliğini değerlendirmede mahkemeye yardımcı olur. Bu maddeler, HMK 240/1'deki 'taraf olmama' şartını tamamlar ve tanıklığın 'objektiflik' ve 'tarafsızlık' ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesini sağlar. Bir tanık taraf olmasa bile, davanın sonucuyla ilgili dolaylı bir menfaati veya taraflardan biriyle yakın bir ilişkisi varsa, bu durum beyanının güvenilirliği üzerinde kuşku yaratabilir. **Yargıtay'ın 'Davalı Aleyhine Dava Açan İşçilerin Tanıklığı' Yaklaşımı:** Metinde yer alan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/10807 E., 2017/9720 K. sayılı kararında, işçilik alacağı davasında tanıkların güvenilirliği konusunda 'Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi gerekir. Bu beyanların diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekir' denilmiştir. * **Objektiflik ve Tarafsızlık İlkesi Bağlamında Değerlendirme:** Bu yaklaşımın temel nedeni, davalı aleyhine benzer bir dava açmış olan işçinin, kendi davası için emsal teşkil etmesi veya işverene karşı bir husumet beslemesi nedeniyle taraflı bir beyanda bulunma ihtimalinin yüksek olmasıdır. Bu durum, HMK 240/1'in özündeki 'taraf olmama' ve tanıklığın gerektirdiği 'objektiflik' ilkelerini zedeler. Hukuki olarak bu kişiler 'taraf' olmasalar da, davanın sonucundan dolaylı bir menfaat beklentisi içinde olabilirler. Bu menfaat çatışması, tanıklığın güvenilirliğini düşürür. * **'Kural Olarak İtibar Edilmemesi' Anlamı:** Yargıtay'ın bu yaklaşımı, bu tür tanık beyanlarının tamamen yok sayılacağı anlamına gelmez. Ancak mahkemenin bu beyanları 'çok ihtiyatlı' değerlendirmesi, tek başına hükme esas almaması ve 'diğer yan delillerle birlikte' destekleyici kanıt olarak kullanması gerektiğini ifade eder. Örneğin, giriş-çıkış kayıtları, bordrolar, diğer objektif belgelerle desteklenmeyen, sadece bu tür tanık beyanlarına dayalı bir karar, eksik inceleme nedeniyle bozulma riski taşır. Sonuç olarak, HMK 240/1 tanığın 'taraf olmaması'nı genel bir kural olarak koyarken, HMK 250 ve 254 bu kuralın istisnalarını veya güvenilirlik şüphelerini düzenler. Yargıtay'ın davalı aleyhine dava açan işçilerin tanıklığına 'kural olarak itibar edilmemesi' yaklaşımı, tanıklığın temelinde yatan objektiflik ve tarafsızlık ilkesini koruma amacını taşır ve maddi gerçeğe daha sağlıklı ulaşmayı hedefler.