Bir kadın, uzun yıllar boyunca evli olmadığı erkek arkadaşı tarafından fiziksel ve zihinsel özürlü çocuklarına bağlanan maaşı elinden alınarak, ekonomik sıkıntı ve sürekli fiziksel şiddetle yaşamak zorunda kalmıştır. Erkek arkadaşı ayrıca evde pornografik filmler izleyerek kadına rızası dışında zorla ters ilişkiye girmesi için baskı uygulamakta ve itiraz ettiğinde 'Sen ne biçim kadınsın' diyerek kadınlığını aşağılamakta ve tekrar dövmektedir. Bir gün, erkek arkadaşı kadını tekrar darbettiği ve anal yoldan zorla cinsel ilişkiye girdiği sırada, kadın eline geçirdiği bıçağı erkek arkadaşının boğazına bir kez vurarak onu yaralamış ve erkek arkadaşı hastanede hayatını kaybetmiştir. Kadın hakkında cinayet suçundan dava açılmıştır. Bu olayı, TCK Madde 25 (Meşru Savunma) ve TCK Madde 27 (Sınırın Aşılması) hükümleri açısından Yargıtay'ın yaklaşımı doğrultusunda hukuki olarak değerlendiriniz. Kadının ceza sorumluluğu nasıl belirlenmelidir?
Bu olay, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/244 E., 2018/580 K. sayılı (aynı zamanda 2018/580 K. numaralı kararda da tekrar geçen) 'Kadın Cinayeti' davasının somutlaştırılmış halidir ve TCK Madde 25 ile TCK Madde 27 hükümlerinin karmaşık bir uygulamasını gerektirmektedir. **Meşru Savunma Şartlarının Değerlendirilmesi (TCK Madde 25/1):** 1. **Saldırı Bulunması:** Erkek arkadaşının kadına yönelik fiziksel darp ve rızası dışı anal yoldan zorla cinsel ilişki eylemleri açıkça birer saldırıdır. Özellikle, ilk saldırıdan yarım saat sonra tekrar gelip soyunmasını isteyerek eylemini tekrarlaması, saldırının 'ısrarla sürdürülen' ve 'tekrarı muhakkak' olduğu kabulünü güçlendirmektedir. 2. **Saldırının Haksız Olması:** Erkek arkadaşının eylemleri, kadının vücut bütünlüğüne, cinsel özgürlüğüne ve onuruna yönelik haksız ve hukuka aykırı saldırılardır. 3. **Hakka Yönelik Olması:** Saldırı, kadının yaşama, vücut dokunulmazlığı ve cinsel bütünlük haklarına yöneliktir. TCK 25/1 gereği 'her türlü hakka' yönelik saldırı meşru savunma kapsamındadır. 4. **Eş Zamanlılık:** Kadının eylemi, erkek arkadaşının zorla cinsel ilişkiye girdiği anda, yani saldırının 'o anda' gerçekleştiği ve 'ısrarla sürdürüldüğü' sırada meydana gelmiştir. Bu, saldırı devam ederken veya hemen akabinde savunma yapıldığı anlamına gelir. 5. **Savunmanın Zorunlu Olması:** Kadının ailesi tarafından aranmaması, yeni ortamda kimsesinin olmaması, evden çıkmasına izin verilmemesi, karakola gitme girişiminin ekonomik nedenlerle sonuçsuz kalması ve ayrılma isteğine tehdit/darp ile karşılık verilmesi gibi durumlar, kadının kendisini başka türlü savunmasının imkânsız olduğunu, yani savunmanın 'zorunlu' olduğunu göstermektedir. 6. **Savunmanın Saldırana Karşı Olması:** Kadın eylemini doğrudan saldırgan olan erkek arkadaşına karşı gerçekleştirmiştir. 7. **Saldırı ile Orantılılık:** En kritik şartlardan biridir. Cinsel bütünlüğe yönelik ısrarlı ve şiddetli saldırı karşısında, failin hayatına son veren bir eylemin orantılı olup olmadığı tartışılabilir. Ancak Yargıtay, bu tür olaylarda 'cinsel bütünlüğe yönelen haksız saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile maktulü boynundan bıçakla yaralayarak öldürdüğü' sonucuna varmıştır. **Yargıtay'ın Kararı ve Hukuki Sonuç:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın 'yıllardır ailesi tarafından aranıp sorulmayan, taşındığı yeni ortamda hiçbir komşusu ve arkadaşı bulunmayan, evin kapısı kilitlenmek suretiyle evden çıkmasına izin verilmeyen' durumu ile 'ırzına yönelik ısrarlı saldırılardan maktulün vazgeçmeyeceğini anlayarak' eylemini gerçekleştirmesini dikkate almıştır. Bu durumlar, kadının içinde bulunduğu çaresizliği ve saldırının ağırlığını vurgulamıştır. Kararda, 'sanığın kendisini başka türlü savunmasının imkânsız olduğu, saldırının bir sonucu olan ve saldırgana karşı gerçekleştirilen fiilinin meşru savunma şartları altında gerçekleştirildiği kabul edilmelidir' denilerek, sanığın eyleminin TCK Madde 25/1 kapsamında **meşru savunma** olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, fiil hukuka uygunluk nedeni nedeniyle suç olmaktan çıkar ve sanık hakkında CMK Madde 223/2-d uyarınca **beraat kararı** verilmesi gerekir. **TCK Madde 27 (Sınırın Aşılması) Açısından Değerlendirme:** Yargıtay, bu olayda doğrudan TCK 27'ye başvurma gereği duymamıştır, çünkü eylemi bütünüyle meşru savunma kapsamında değerlendirmiştir. Ancak, eğer orantılılık sınırı aşıldığı kabul edilseydi, kadının maruz kaldığı ağır şiddet ve tecavüzün yarattığı 'heyecan, korku veya telaş' psikolojik durumu, TCK 27/2'deki 'mazur görülebilecek sınır aşımı' hükmünün uygulanmasını gerektirebilirdi. Bu durumda dahi faile ceza verilmemesi sonucuna varılacaktı (ceza verilmesine yer olmadığı kararı). Yargıtay, bu olayda sınır aşımını değil, doğrudan meşru savunmayı kabul ederek failin ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu karar, özellikle kadınların maruz kaldığı cinsel şiddet ve tecavüz olaylarında, meşru savunma kavramının genişletilmiş ve psikolojik gerçekleri göz önünde bulundurularak yorumlandığının önemli bir örneğidir.