HMK Madde 240/3'te yer alan 'Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır' hükmünü değerlendiriniz. Bu hükmün 'duruşma günü hazır bulundurulan tanık' (HMK 243/1) ilkesi ile nasıl bir çelişki oluşturduğunu ve Yargıtay'ın bu çelişkiyi giderme yöntemlerini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189220

HMK Madde 240/3, tanık delilinin sunulmasında usul kurallarına uyulmasını teminat altına almayı ve yargılamanın uzamasını engellemeyi amaçlar. Tarafın tanık adresini doğru ve eksiksiz bildirmesi, tanığın davetiye ile çağrılabilmesi için esastır. Aksi takdirde, hâkim tarafından 'işin niteliğine uygun kesin süre' verilir ve bu süreye uyulmazsa, tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır. Bu durum, usul ekonomisi ilkesinin bir yansımasıdır. **HMK 240/3 ile HMK 243/1 Arasındaki Çelişki ve Yargıtay'ın Yaklaşımı:** * **HMK 243/1:** 'Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.' Bu madde, tanık listesi sunulmamış veya eksik sunulmuş olsa bile, belirli şartlar altında (kesin süre verilmiş ve dinlenme günü belirlenmişse) tanığın duruşmada hazır edilmesi halinde dinlenmesini emrederek HMK 240/3'ün katı sonucunu yumuşatır. * **Çelişki:** HMK 240/3, adres bildirmeme durumunda tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılmasını öngörürken, HMK 243/1, belirli koşullarda (kesin süre ve dinlenme günü belirlenmişse) listeye girmeyen veya adres bilgisi eksik olan tanığın bile hazır edilmesi halinde dinlenmesini zorunlu kılar. Bu iki hüküm arasında, özellikle adres eksikliği nedeniyle dinlenilmekten vazgeçildiği düşünülen bir tanığın, bir sonraki duruşmada hazır edilmesi durumunda nasıl hareket edileceği konusunda bir çelişki doğar. **Yargıtay'ın Çözüm ve Dengeleme Yöntemleri:** Yargıtay, bu çelişkiyi 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK 27) ve 'maddi gerçeğe ulaşma' ilkeleri doğrultusunda yorumlayarak çözmektedir: * **Öncelik Hukuki Dinlenilme Hakkına:** Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, hukuki dinlenilme hakkını (Anayasa m.36, AİHS m.6) ön planda tutar. Bu hak, 'açıklama ve ispat hakkını' da içerdiğinden, tarafların delil sunma imkanlarının gereksiz yere kısıtlanmaması esastır. * **Tensip Zaptıyla Verilen Kesin Sürelerin Değerlendirilmesi:** Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/27164 E., 2020/2062 K. sayılı ve 2017/5707 E., 2017/4669 K. sayılı kararlarında, 'uyuşmazlık konularının tespit edilmesinden önceki bir aşamada, tarafların tanık listesi sunmalarını beklemek doğru değildir. Bu halde, tanık deliline dayanmış ve fakat tanık listesi sunmamış tarafa, tanık listesi sunması için kesin sürenin ön inceleme sonunda verilmesi gereklidir. Tensip zaptında bu yönde verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmayacaktır.' denilmiştir. Bu, henüz uyuşmazlık netleşmeden verilen sürelerin katı sonuçlar doğurmayacağı anlamına gelir. * **Hazır Edilen Tanığın Dinlenmesi Zorunluluğu:** Yargıtay, bir tarafın kesin süreye uymaması veya adres bildirmemesi nedeniyle dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılan bir tanığı, bir sonraki duruşmada 'hazır etmesi' halinde, bu tanığın HMK 243/1 uyarınca dinlenmesi gerektiği görüşündedir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19639 E., 2018/7482 K. ve 2016/18794 E., 2018/6787 K. sayılı kararları bu yöndedir. Bu kararlarda, 'yasal dayanağı bulunmadığı halde, taraflara tanıklarını duruşmada hazır bulundurma yükümlülüğü yüklenemeyeceği gibi, tanıkların hazır edilmesi konusunda süre de verilemez. Verilmiş olsa dahi sonuç doğurmaz' denilmiştir. Önemli olan, tarafın tanığını duruşmada hazır bulundurarak yargılamanın uzamasını engellemesidir. Bu durumda, önceki eksikliğin bir ihmal olarak kabul edilmemesi, ispat hakkının korunması hedeflenir. * **Kısıtlı Savunma Hakkı:** Tanıkların dinlenmemesi, 'savunma hakkının kısıtlanması' ve 'eksik inceleme' sonucunu doğurur ve bu durum 'adil yargılanma hakkına aykırı' kabul edilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/12818 E., 2018/9896 K. sayılı kararındaki muhalefet şerhi de bu noktaya işaret etmektedir. Sonuç olarak, Yargıtay, usul ekonomisi ve hukuki dinlenilme hakkı arasında bir denge kurar. Tanık adresinin eksikliği veya süresinde bildirilmemesi kural olarak dinlenmemeyle sonuçlansa da, tanığın duruşmada hazır edilmesi, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak dinlenmesini zorunlu kılar. Ancak bu, kötü niyetli yargılamayı uzatma girişimlerinin engellenmesine yönelik diğer tedbirleri ortadan kaldırmaz.