HMK Madde 297/2'de belirtilen 'Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir' ilkesini, Yargıtay'ın infazda tereddüt yaratan kararları üzerinden analiz ediniz. Bu ilkenin ihlalinin hukuki sonuçları nelerdir?
HMK Madde 297/2, hükmün sonuç kısmının, kararın infaz edilebilirliği ve tarafların hukuki durumlarının netliği açısından taşıdığı önemi vurgular. Bu madde, gerekçeye ait ifadelerin tekrar edilmemesi ve taleplerin her biri hakkında verilen kararın, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların 'açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde' ve sıra numarası altında gösterilmesini emreder. **İnfazda Tereddüt Yaratan Kararlar ve Analizi:** Yargıtay, bu ilkenin ihlalini ciddi bir bozma nedeni olarak kabul eder, zira infazda yaşanacak belirsizlikler hukuki güvenliği ve yargılamanın amacını zedeler: * **Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/3409 E., 2018/5808 K. sayılı kararı (Mimari Proje Aykırılıkları):** Bu kararda, 'dava konusu taşınmazın tam olarak hangi bölümlerine, ne şekilde bir müdahalede bulunulduğu ve bu müdahalenin ne suretle giderilebileceği hususunda somut ve gerekçeli rapor alınarak varsa projeye aykırılıkların giderilmesi ve eski hale getirilmeleri yönünde açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, somut belirlemeler yapılmaksızın özellikle 'hüküm' fıkrasının (1) nolu bendinde; '...bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde eski hale getirilmesine,' şeklindeki genel ve soyut ifadelerle bilirkişi raporuna atıf yapılması ile yetinilerek hüküm kurulması, hüküm fıkrasının açık, şeffaf, uygulanabilir ve gerekçe ile uyumlu olma, talepleri tek tek karşılama ilkesine aykırı olması nedeniyle bozmayı gerektirmiştir.' Bu durum, kararın neyin eski haline getirileceği konusunda netlik sağlamadığı için infazda ciddi sorunlar yaratacaktı. * **Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/17451 E., 2018/8125 K. sayılı kararı (İcra İtirazının İptali):** Bu kararda, davalının takas mahsup talebi hakkında hüküm kısmında bir değerlendirme yapılmaması ve icra takibine itiraz edilen temerrüt faizi yönünden 'olumlu-olumsuz herhangi bir hüküm kurulmaması' HMK 297'ye aykırı bulunmuştur. Kararda, taleplerin tümünün ve taraflara yüklenen borçların açıkça gösterilmemesi infazı imkânsız hale getirecektir. * **Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/1114 E., 2018/6091 K. sayılı kararı (Sigortalılık Başlangıcı):** Bölge Adliye Mahkemesi kararında 'fazla istemin reddine' ibaresinin silinmesi ve hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanması gerektiği belirtilmiştir. Zira bu ifade, kararın infazında tereddüt yaratacak nitelikte bulunmuştur. Hüküm fıkrasının net ve tereddütsüz olması esastır. * **Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/5088 E., 2018/5263 K. sayılı kararı (Haksız Eylem Tazminatı):** Ecrimisil bedelinin faiz başlangıcının 'her dönem sonu' olarak gösterilmesi ve açıkça belirtilmemesi, HMK 297/2'ye aykırı bulunarak infazda tereddüt oluşturacağı gerekçesiyle bozma nedeni sayılmıştır. Faiz başlangıcı gibi infaza doğrudan etki eden hususların net olması beklenir. **Hukuki Sonuçlar:** HMK 297/2'nin ihlali, genellikle 'bozma' kararı ile sonuçlanır. Yargıtay, bu tür eksikliklerin kararın infazını engellediğini ve hukuki güvenliği zedelediğini kabul eder. Kararın yeniden düzenlenmesi ve infaz edilebilir bir hale getirilmesi için dosya yerel mahkemeye geri gönderilir. Bu, yargılamanın uzamasına ve tarafların mağduriyetine yol açan önemli bir usul hatasıdır.