HMK Madde 266'da düzenlenen bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller prensibini, 'genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular' bağlamında açıklayınız. Yargıtay'ın bu konudaki tutumunu ve özellikle hukuki sorunlarda bilirkişiye başvurulamayacağına dair vurgusunu detaylandırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189211

HMK Madde 266/1, mahkemenin ancak 'çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde' bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebileceğini belirtir. Aynı madde, 'genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını' açıkça ifade eder. Bu prensip, hâkimin yargılama sürecindeki rolünün ve uzmanlığının sınırlarını çizer: * **Genel Bilgi ve Tecrübe:** Günlük hayattaki tecrübelerle veya genel kültürle çözülebilecek basit konularda bilirkişiye gidilemez. Hâkimin bu tür konularda kendi bilgi ve deneyimini kullanması beklenir. * **Hâkimlik Mesleğinin Gerektirdiği Hukuki Bilgi:** En kritik nokta budur. Metinde belirtildiği gibi, 'hukuk kurallarını re’sen araştırıp bulma ve olaya uygulama, zaten hâkimin işidir. Bu kural uyarınca, hukukî sorunların en yetkin bilirkişisi, hâkimin kendisidir.' (HMK 266 Gerekçesi). Hâkim, hukukun uygulanması, bir fiilin hukuki niteliği, kanunlar ihtilafı kuralları gibi tamamen hukuki konularda bilirkişiye başvuramaz. Bu durum, Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ('Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.') ve HMK'nın 38. maddesi (Hukukun Uygulanması) ile de uyumludur. **Yargıtay'ın Tutumu:** Yargıtay, HMK 266 hükmünü titizlikle uygular. Metindeki emsal kararlar bu durumu açıkça gösterir: * **Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2018/6005 E., 2018/14694 K. sayılı kararı:** Bu kararda, zamanaşımı değerlendirmesinin bilirkişi raporu alınmasını gerektirecek 'özel ve teknik bir bilgi' gerektirmediği, hâkimce çözümlenmesi mümkün bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Mahkemenin usul ve kanuna aykırı gerekçelerle zamanaşımı def'ini değerlendirmemesi bozma nedeni sayılmıştır. * **Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/7187 E., 2015/4144 K. sayılı kararı (Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması):** Bu kararda bilirkişi raporları arasında 'hukuki değerlendirme' noktasında farklılık bulunduğu, ancak 'Hukuki değerlendirme ise, hakimin görevine giren bir husustur. Zira, 6100 Sayılı HMK.nun 266.maddesinin 2.cümlesine göre; “Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz”.' denilerek, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gibi hukuki bir yorum gerektiren konuda bilirkişi görüşünün bağlayıcı olmadığı ve hâkimin doğrudan kendisinin değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, hâkim, kendi hukuki bilgisiyle çözebileceği konularda bilirkişiye başvuramaz. Bilirkişi, yalnızca 'hukuk bilimi dışında' özel veya teknik bilgi gerektiren alanlarda yardımcı olabilir. Bu kural, yargının bağımsızlığı ve hukuki yetkinliğin hâkimde toplanması ilkesinin bir yansımasıdır.