HMK m. 266, bilirkişiye başvuruyu düzenlerken, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/877 E. sayılı kararında, mahkemenin, davalının bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını karşılamadan hüküm kurması neden hatalı bulunmuştur? Bu durum, HMK m. 281 ile nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189206

Bu durum, HMK m. 281'de düzenlenen 'bilirkişi raporuna itiraz' hakkının ve dolayısıyla HMK m. 27'deki 'hukuki dinlenilme hakkı'nın ihlalidir. Bilirkişi raporu, taraflara tebliğ edildikten sonra, tarafların bu rapora karşı beyanda bulunma ve itiraz etme hakkı vardır. HMK m. 281, taraflara rapordaki eksikliklerin tamamlattırılmasını, belirsizliklerin açıklattırılmasını veya yeni bir bilirkişi atanmasını talep etme hakkı tanır. Yargıtay 3. HD'nin kararında mahkeme, davalının rapora yönelik somut ve gerekçeli itirazlarını (örneğin, aynı sevk irsaliyesinin iki farklı faturada kullanıldığı iddiası gibi) dikkate almamış, bu itirazların bilirkişi tarafından değerlendirilmesini sağlamamış ve doğrudan rapora dayanarak hüküm kurmuştur. Bu, iki açıdan hatalıdır: 1) **Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlali:** Mahkeme, davalının savunmasının ve delil değerlendirmesine yönelik itirazlarının en önemli parçasını oluşturan bu beyanlarını dikkate almamış, adeta yok saymıştır. 2) **Hâkimin Denetim Görevinin İhlali:** Bilirkişi raporu takdiri bir delildir ve hâkimin denetimine tabidir. Tarafların itirazları, hâkimin bu denetimi yapabilmesi için en önemli araçlardan biridir. Mahkeme, itirazları inceleyerek raporun gerçekten doğru ve güvenilir olup olmadığını değerlendirmelidir. İtirazlar ciddi ve teknik bir konuya ilişkinse, mahkemenin HMK m. 281 uyarınca bilirkişiden ek rapor alarak veya yeni bir bilirkişi atayarak bu itirazları karşılaması ve şüpheleri gidermesi gerekir. İtirazlar karşılanmadan hüküm kurulması, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiği anlamına gelir.