Yargıtay HGK 2017/2301 E. sayılı kararında, HMK m. 141'de 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin gerekçesi 'silahların eşitliği ilkesinin ihlali' olarak açıklanmıştır. Değişiklik öncesi, ön inceleme duruşmasına mazeretsiz gelmeyen taraf aleyhine, diğer tarafın iddia ve savunmasını serbestçe genişletebilmesi neden 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal etmekteydi?
Değişiklik öncesi HMK m. 141, ön inceleme duruşmasına katılımı teşvik etmek amacıyla, duruşmaya mazeretsiz olarak gelmeyen tarafı 'cezalandıran' bir mekanizma öngörüyordu. Buna göre, gelen taraf, gelmeyen tarafın muvafakati (izni) aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebiliyordu. Bu durum, 'silahların eşitliği' ilkesini birkaç yönden ihlal etmekteydi: 1) **Orantısız Sonuç:** Bir tarafın sadece bir duruşmaya katılmaması gibi usuli bir ihmali, karşı tarafa davanın seyrini tamamen değiştirebilecek (yeni vakıalar, yeni talepler ekleme gibi) çok geniş bir hak tanıyordu. Usuli bir eksikliğe bağlanan sonuç, davanın esası üzerinde orantısız derecede büyük bir etki yaratıyordu. 2) **Savunma Hakkının Kısıtlanması:** Özellikle davalı taraf için bu durum daha ağır sonuçlar doğuruyordu. Davalı, duruşmaya katılmadığında, aleyhine hangi yeni iddiaların ileri sürüldüğünden habersiz kalıyor ve bunlara zamanında ve etkin bir şekilde cevap verme hakkından mahrum kalıyordu. Gelen taraf, davalının yokluğundan faydalanarak, davanın başında öngörülemeyen ve savunması hazırlanmamış yeni vakıalar ileri sürebiliyordu. Bu, taraflar arasındaki usuli dengeyi, duruşmaya gelen taraf lehine bozuyordu. 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bu adaletsizliği gidermeyi amaçlamıştır. Yeni düzenlemeye göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra, iddia ve savunmanın genişletilmesi ancak karşı tarafın 'açık muvafakati' veya 'ıslah' yoluyla mümkündür. Bir tarafın duruşmaya gelmemesi, artık diğer tarafa tek taraflı olarak iddia ve savunmayı genişletme hakkı vermemektedir. Bu, silahların eşitliği ilkesine daha uygun bir düzenlemedir.