Meşru savunmada 'saldırının korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması' (YCGK 2018/244 E.) yeterli görülmüştür. Bu 'hak' kavramına, bir kişinin hayvanının (örneğin köpeğinin) yaşam hakkı veya sağlığı dahil midir? YCGK 2012/8-1551 E. sayılı karar bu konuda nasıl bir ışık tutmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189185

TCK m. 25'in lafzı 'gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka' şeklindedir. Ceza hukukunda 'hak' kavramı geniş yorumlanır ve sadece insanlara ait şahıs ve malvarlığı haklarını değil, kişinin hukuken korunan diğer menfaatlerini de kapsar. Hayvanların hukuki statüsü tartışmalı olsa da, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile hayvanların yaşama ve sağlık hakları hukuk düzeni tarafından koruma altına alınmıştır. Bir kişinin sahipli hayvanı, onun malvarlığı hakkının (mülkiyet) bir parçasıdır. Ayrıca, hayvanın kendisinin de yasal koruma altında bir varlığı vardır. Dolayısıyla, bir kişinin hayvanına yönelik haksız bir saldırı, sahibinin 'mülkiyet hakkına' ve dolaylı olarak hayvanın 'yasal koruma altındaki varlığına' yönelik bir saldırıdır ve bu saldırıya karşı savunma yapmak mümkündür. YCGK 2012/8-1551 E. sayılı karar, bu durumu 'zorunluluk hali' üzerinden ele almıştır. Kararda sanık, köpeğine saldıran sokak köpeklerini uzaklaştırmak için havaya ateş etmiştir. Yargıtay, sanığın 'köpeğine saldırıp yaralayan sokak köpeklerini uzaklaştırmak için' hareket ettiğini belirterek, bu durumu TCK m. 25/2 kapsamında bir tehlike olarak kabul etmiş ve zorunluluk hali uygulamıştır. Bu karar, bir hayvanın canına veya sağlığına yönelik tehlikenin, TCK m. 25 kapsamında korunmaya değer bir hakka yönelik tehlike olarak kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla, bu tehlike bir 'haksız saldırı' şeklinde ortaya çıkarsa meşru savunma, bir 'tehlike' şeklinde ortaya çıkarsa zorunluluk hali hükümleri uygulanabilir.