Bir mahkeme kararının hüküm fıkrasında, kabul edilen bir alacak için faiz başlangıç tarihinin 'dava tarihinden' mi, 'ıslah tarihinden' mi, yoksa 'temerrüt tarihinden' mi olduğu açıkça belirtilmemişse, bu durum HMK m. 297 açısından bir ihlal midir? Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2015/21145 E. sayılı kararında bu konuda nasıl bir değerlendirme yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189179

Evet, bu durum HMK m. 297/2'nin açık bir ihlalidir. Bu madde, taraflara yüklenen borçların 'açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde' gösterilmesini emreder. Bir alacağa işletilecek faizin başlangıç tarihi, borcun miktarını doğrudan etkileyen temel bir unsurdur. Bu tarihin belirsiz bırakılması, hükmü infazda tereddüt yaratacak hale getirir. Yargıtay 22. HD'nin kararında da bu husus vurgulanmıştır. Mahkeme, kıdem tazminatı için faiz başlangıcını 'fesih tarihi' olarak belirtmiş ancak bu tarihi (gün/ay/yıl olarak) açıkça yazmamıştır. Diğer alacaklar için ise sadece 'temerrüt tarihinden' diyerek soyut bir ifade kullanmıştır. Bu, HMK m. 297'ye aykırıdır. Mahkemenin yapması gereken, her bir alacak kalemi için faiz başlangıç tarihini (örneğin, 'kıdem tazminatı için fesih tarihi olan 15.01.2015 tarihinden itibaren', 'fazla mesai alacağının 5.000 TL'lik kısmı için dava tarihi olan 10.03.2014'ten, ıslahla artırılan 2.000 TL'lik kısmı için ise ıslah tarihi olan 05.06.2015'ten itibaren' gibi) net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde hüküm fıkrasında göstermektir. Bu açıklığın olmaması, hükmün infaz kabiliyetini zedelediği için bozma nedenidir.