HMK m. 240/2 'ikinci bir liste verilemez' derken, HGK 2017/2626 E. sayılı kararı 'tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir' hükmünü (HMK m. 243/1) vurgulamıştır. Bu iki hüküm arasındaki denge, 'usul ekonomisi' ve 'maddi gerçeğe ulaşma' ilkeleri açısından nasıl kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189176

Bu iki hüküm, usul hukukunun iki temel ilkesi olan 'usul ekonomisi' ile 'maddi gerçeğe ulaşma' arasındaki dengeyi yansıtır. **HMK m. 240/2 ('ikinci liste yasağı')**, usul ekonomisi ilkesine hizmet eder. Davaların gereksiz yere uzamasını, tarafların sürekli yeni deliller ileri sürerek süreci baltalamasını önlemeyi amaçlar. Bu kural, yargılamaya bir disiplin ve öngörülebilirlik getirir. **HMK m. 243/1'in istisnai hükmü** ise, maddi gerçeğe ulaşma ve adil yargılanma hakkı (özellikle ispat hakkı) ilkelerine hizmet eder. Bu kuralın mantığı şudur: Eğer bir taraf, tanık listesi sunmak için verilen kesin süreyi kaçırmış olsa bile, yargılamaya ek bir külfet getirmeden ve süreci uzatmadan, kendi imkanlarıyla tanığını bir sonraki duruşmada hazır ederse, mahkemenin bu delili görmezden gelmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyebilir ve bu durum daha büyük bir adaletsizlik yaratabilir. Taraf, tanığı hazır ederek mahkemenin davetiye tebliği, zorla getirme gibi işlemleri yapma yükünü ortadan kaldırmakta ve böylece usul ekonomisine de dolaylı olarak katkıda bulunmaktadır. Yargıtay, bu dengeyi kurarken, tanığın hazır edilmesinin yargılamada bir gecikmeye yol açıp açmadığını ve talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını değerlendirir. Eğer bir gecikmeye yol açmıyorsa, genellikle maddi gerçeğe ulaşma ilkesine üstünlük tanıyarak tanığın dinlenmesi gerektiği yönünde karar verir.