HMK m. 266'nın gerekçesinde, 'hukukun spesifik alanlarına ilişkin hukukî bilginin de, özel bilgi kavramının kapsamı içerisinde mütalaa edilip bilirkişilik kurumunun kapısının aralanmaya çalışılması' eğilimine dikkat çekilmiştir. Günümüz hukuk sisteminde, özellikle rekabet hukuku, sermaye piyasası hukuku veya bilişim hukuku gibi çok teknik ve karmaşık alanlarda, hâkimin bu alanlardaki hukuki sorunları çözmek için bilirkişiye başvurma ihtiyacı duyabileceği savunulabilir mi? Bu durum HMK m. 266 karşısında nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189166

Bu, HMK m. 266'nın en zorlayıcı ve tartışmalı uygulama alanlarından biridir. Gerekçede belirtilen endişe, 'hukuk bilirkişiliği'nin önünü açmamaktır. Kural olarak, ne kadar karmaşık ve teknik olursa olsun, bir konunun hukuki düzenlemesinin yorumlanması ve uygulanması hâkimin görevidir. Ancak bahsedilen spesifik alanlarda (rekabet, sermaye piyasası, bilişim vb.), hukuki düzenlemeler genellikle karmaşık ekonomik, finansal veya teknolojik olgularla iç içe geçmiştir. Bu durumda sınır şöyle çizilebilir: **Hukuki Sorun vs. Teknik/Ekonomik Vakıa:** Örneğin, rekabet hukukunda bir birleşme-devralma işleminin 'hâkim durum yaratıp yaratmadığı' veya 'rekabeti önemli ölçüde azaltıp azaltmadığı' sorusu, hukuki bir standarttır. Ancak bu hukuki standardın uygulanabilmesi için, öncelikle 'ilgili ürün pazarının' ve 'coğrafi pazarın' ne olduğunun tanımlanması, 'pazar paylarının' hesaplanması, 'pazara giriş engellerinin' analiz edilmesi gibi karmaşık ekonomik analizler gerekir. İşte bu ekonomik analizler, HMK m. 266 kapsamında 'özel bilgi' gerektirir ve bu konuda ekonomist bir bilirkişiden rapor alınabilir. Bilirkişi, bu teknik/ekonomik analizleri yaparak, 'A şirketinin pazar payı %X'dir' gibi tespitlerde bulunur. Hâkim ise bu teknik tespiti alarak, 'Pazar payının %X olması, diğer faktörlerle birlikte, hâkim durum yaratır/yaratmaz' şeklindeki nihai hukuki değerlendirmeyi kendisi yapar. Yani bilirkişi, hukuki standardın uygulanması için gerekli olan teknik 'altyapıyı' veya 'vakıayı' aydınlatır, ancak hukuki nitelendirmeyi yapamaz. Bu yaklaşımla, HMK m. 266'nın ruhuna aykırı hareket etmeden, karmaşık alanlarda bilirkişiden yararlanmak mümkündür.