Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/17387 E. sayılı kararında, birden fazla icra takibine konu olan bir borç için dosya kapak hesabı yapılması talebinin, bilirkişi incelemesi gerektirdiği belirtilmiştir. Bu durum, HMK m. 266'nın 'hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye gidilemez' kuralıyla nasıl bağdaştırılabilir?
Bu durum, HMK m. 266 ile çelişmez. Dosya kapak hesabı yapılması, birden fazla dosyadaki ödemelerin, faizlerin, masrafların ve tahsilatların birbirine mahsup edilerek güncel borç bakiyesinin bulunması işlemidir. Bu işlemin hukuki çerçevesi kanunlarla belirlenmiştir (örn: BK m. 100'e göre mahsup sırası, faiz oranları vb.). Hâkim, bu hukuki kuralları bilir. Ancak, birden fazla dosyayı kapsayan, çok sayıda ödeme ve masraf kaleminin bulunduğu karmaşık bir hesaplamanın yapılması, özellikle tahsilde tekerrür olmaması için hangi ödemenin hangi dosyaya ne zaman ve ne kadar mahsup edildiğinin tespiti, özel bir 'hesaplama tekniği ve muhasebe bilgisi' gerektirir. Bu, hâkimin genel hukuki bilgisi ve basit matematik yeteneği ile yapabileceği bir işlem değildir. Yargıtay'ın burada istediği, bilirkişinin hukuki bir yorum yapması değil, hâkimin belirlediği hukuki ilkelere göre (örn: 'Ödemeleri önce faizden mahsup et') teknik hesaplamayı yaparak denetime elverişli bir rapor hazırlamasıdır. Yani, bilirkişi 'ne yapılacağını' değil, 'nasıl hesaplanacağını' gösteren teknik bir araçtır. Bu nedenle, karmaşık dosya kapak hesabı, HMK m. 266 kapsamında özel ve teknik bilgi gerektiren bir hal olarak kabul edilir.