YCGK 2018/244 E. sayılı kararda sanığın eylemi meşru savunma kabul edilirken, YCGK 2018/669 E. sayılı kararda neden meşru savunma kabul edilmemiştir? İki karar arasındaki temel fark, 'saldırının niteliği' ve 'savunmanın zorunluluğu' unsurları açısından nasıl açıklanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189161

İki karar arasındaki temel fark, saldırının niteliği, devamlılığı ve failin içinde bulunduğu durumdan başka bir yolla kurtulma imkanının olup olmamasında yatmaktadır. **YCGK 2018/244 E. (kabul edilen meşru savunma):** 1) **Saldırının Niteliği:** Saldırı, anlık bir darptan ibaret değil; sistematik, uzun süreli fiziksel ve cinsel şiddet içeren, tekrarı muhakkak ve failin cinsel bütünlüğüne yönelik ağır bir saldırıdır. 2) **Savunmanın Zorunluluğu:** Sanık, kapısı kilitli bir evde, sosyal çevresi olmadan, sürekli bir tehdit altında yaşamaktadır. Karakola başvurma girişiminden de somut bir sonuç alamamıştır. Olay anında ve devamında saldırıdan başka türlü kurtulma olanağı (kaçma, yardım isteme) bulunmamaktadır. Savunma, bu çaresizlik içinde tek çıkış yolu olarak görülmüştür. **YCGK 2018/669 E. (reddedilen meşru savunma):** 1) **Saldırının Niteliği:** Saldırı, yumrukla yapılan ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte bir saldırıdır. Hayati bir tehlike veya cinsel dokunulmazlığa yönelik bir saldırı söz konusu değildir. 2) **Savunmanın Zorunluluğu ve Orantı:** Sanığın, yumruklu saldırıya karşı yine yumrukla veya fiziki güçle karşılık verme imkanı varken, bu yola başvurmayıp doğrudan av tüfeği gibi öldürücü bir silah kullanması, hem savunmanın zorunlu olmadığını (daha az zararlı bir yol mümkündü) hem de orantısız olduğunu göstermektedir. İlk olayda savunma, ağır ve kaçınılmaz bir saldırıya karşı son çare iken; ikinci olayda savunma, basit bir saldırıya karşı orantısız ve aşırı bir tepkidir. Bu nedenle ilkinde meşru savunma kabul edilmiş, ikincisinde ise reddedilmiştir.