HMK m. 297/1-b, tarafların kimlik bilgilerinin hükümde yer almasını öngörür. Muris muvazaası gibi davalarda, çok sayıda davacı ve davalı mirasçının olduğu durumlarda, bu kuralın uygulanmasındaki zorluklar ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/11662 E. sayılı kararında olduğu gibi, bir kısım taraflar hakkında hiç hüküm kurulmamasının sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #189151

Çok taraflı davalarda HMK m. 297/1-b ve 297/2'nin uygulanması daha fazla özen gerektirir. Zorluklar, tüm tarafların kimlik bilgilerinin eksiksiz toplanması ve hüküm fıkrasında her bir taraf ve her bir talep için ayrı ayrı, açıkça hüküm kurulmasıdır. Yargıtay 1. HD'nin kararında görüldüğü gibi, bu kurallara uyulmamasının ciddi sonuçları vardır: 1) **Hükmün Eksik Kurulması:** Bir kısım taraflar (örneğin aktif dava ehliyeti olmayan bir davacı) veya dava konusu edilen bir kısım talepler (örneğin bazı parseller) hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurulmaması, kararı hukuken eksik bırakır. Mahkeme, 'taleple bağlılık' ilkesi gereği her talep ve taraf hakkında bir karar vermek zorundadır. Karar verilmeyen hususlar, hukuken askıda kalır ve bu durum tek başına bozma nedenidir. 2) **İnfazda Tereddüt:** Özellikle tapu iptal ve tescil davalarında, kimin payının iptal edileceği, kimin adına ne kadar pay tescil edileceği net bir şekilde yazılmalıdır. Mirasçılar arasında payların karıştırılması veya pay/payda eşitliğinin sağlanamaması (Yargıtay 16. HD 2015/9607 E. kararındaki gibi) hükmü infaz edilemez hale getirir. 3) **Usuli Kazanılmış Hakların İhlali:** Atiye terk edilen bir talep hakkında feragat edilmiş gibi karar verilmesi veya bu konuda davalının rızası alınmadan işlem yapılması, tarafların usuli haklarını ihlal eder. Sonuç olarak, çok taraflı davalarda hükmün, her bir tarafın hukuki durumunu ve her bir talebin sonucunu ayrı ayrı ve net bir şekilde ortaya koyacak biçimde titizlikle yazılması, HMK m. 297'nin bir gereğidir ve aykırılığı bozma sebebidir.