HMK Madde 266/1'e 2016 yılında eklenen 'Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez' hükmünün amacı nedir? Bu hüküm, özellikle hangi tür uyuşmazlıklarda ortaya çıkan bir sorunu çözmeyi hedeflemektedir?
Bu hükmün temel amacı, HMK m. 266'nın ana ilkesi olan 'hâkimin hukuki konularda bilirkişiye başvuramayacağı' kuralını pekiştirmektir. Uygulamada, özellikle karmaşık mali veya teknik konular içeren davalarda (örn. bankacılık, sigorta, inşaat sözleşmeleri), raporun hukuki bir çerçeveye oturtulması adına bilirkişi heyetlerine hukukçu bilirkişilerin de dahil edildiği görülmekteydi. Ancak bu hukukçu bilirkişiler, çoğu zaman raporun teknik analizine katkıda bulunmak yerine, uyuşmazlığa ilişkin hukuki yorum ve değerlendirmeler yaparak hâkimin alanına girmekteydi. Eklenen bu hüküm, bu sorunu çözmeyi hedeflemektedir. Bir avukatın veya hukuk fakültesi mezununun, sadece hukukçu kimliğiyle bilirkişilik yapmasını engeller. Eğer bir hukukçu, aynı zamanda mali müşavirlik, mühendislik, marka vekilliği gibi hukuk dışında, belgelendirilmiş ayrı bir teknik veya özel uzmanlığa sahipse, ancak o uzmanlık alanıyla ilgili konularda bilirkişi olarak atanabilir. Örneğin, hem avukat hem de makine mühendisi olan bir kişi, bir makinenin ayıplı olup olmadığı konusunda bilirkişilik yapabilir, ancak sadece avukat olduğu için sözleşmenin yorumlanması konusunda bilirkişilik yapamaz. Bu düzenleme, bilirkişiliğin teknik bir yardım kurumu olarak kalmasını ve gizli bir 'hukuk bilirkişiliği'ne dönüşmesini önlemeyi amaçlar.