Bir ceza davasında, sanığın eyleminin iddianamede 'kasten yaralama' (TCK m. 86) olarak nitelendirilmesine rağmen, mahkemenin yargılama sonucunda eylemin aslında 'görevi yaptırmamak için direnme' (TCK m. 265) suçunu oluşturduğuna kanaat getirmesi durumunda, bu durum CMK m. 225 ve 226 açısından nasıl bir hukuki süreç işletilmesini gerektirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #188751

Bu durum, CMK m. 225/2'de düzenlenen 'mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmaması' ilkesinin bir örneğidir. Mahkeme, aynı fiili hukuken farklı bir şekilde yorumlayabilir. Ancak, bu değişiklik sanığın savunma hakkını kısıtlayamaz. Bu nedenle, mahkemenin CMK m. 226 uyarınca, sanığa ve müdafiine eylemin artık TCK m. 265 kapsamında değerlendirileceğini bildirmesi ve bu yeni suç nitelendirmesine karşı savunma yapmaları için 'ek savunma hakkı' tanıması zorunludur. Ek savunma hakkı tanınmadan, sanık kasten yaralama suçundan değil de görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkum edilemez. Bu, adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir (zulkufarslan.av.tr/sucun-niteliginin-degismesi/).