TCK m. 206'da düzenlenen 'resmi bir belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçu ile TCK m. 268'de düzenlenen 'iftira' suçunun unsurları, bir kişinin yakalama sırasında polise sahte kimlik bilgisi vermesi örneği üzerinden nasıl ayırt edilebilir?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2006/3130 E., 2008/1104 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Eğer bir kişi, hakkında bir soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla değil de, sadece kimliğini gizlemek veya başka bir nedenle (örneğin aranabileceği düşüncesiyle) polise başkasının kimlik bilgilerini verirse, bu eylem 'iftira' (TCK m. 268) suçunu oluşturmaz. Çünkü iftira suçunun oluşması için, masum bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat ederek hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlama özel kastı gerekir. Kişinin amacı bu değilse ve sadece resmi bir belge olan 'yakalama tutanağının' (CMK m. 97) yanlış bilgilerle düzenlenmesine neden oluyorsa, eylemi TCK m. 206'daki 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçunu oluşturur (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-97-madde-cmk/).