Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için alacaklının elinde 'kesin' veya 'geçici' bir aciz belgesi bulunması şart mıdır? Yargıtay'ın 'muvazaa' iddiasına dayalı tasarrufun iptali davalarında bu şarta ilişkin yaklaşımı nasıldır?
Kural olarak, tasarrufun iptali davası açılabilmesi için alacaklının elinde borçlu hakkında alınmış geçici veya kesin bir aciz belgesinin bulunması (İİK m. 277) bir dava şartıdır. Borçlunun adreste bulunamaması veya bulunan malların borcu karşılamaması üzerine tutulan haciz tutanağı (İİK m. 105) geçici aciz belgesi niteliğindedir. Ancak, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Eğer dava, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki işlemin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik 'muvazaalı' olduğu iddiasına dayanıyorsa (TBK m. 19), bu durumda aciz belgesi aranmaz. Çünkü muvazaaya dayalı işlemler hukuken baştan itibaren geçersizdir ve bu davanın amacı, aslında borçlunun mülkiyetinden hiç çıkmamış olan mal üzerindeki perdeyi kaldırmaktır. Bu halde, aciz belgesi olmadan da dava açılabilir (vonahukuk.com/tasarrufun-iptali-davalari/).