Anayasa m. 76'da ve çeşitli özel kanunlarda geçen 'gibi yüz kızartıcı suçlar' ifadesi, ceza hukukunun 'kanunilik' ve 'kıyas yasağı' ilkeleriyle nasıl bir çelişki yaratmaktadır? Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın bu konudaki yorumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #188392

Bu ifade, hangi suçların yüz kızartıcı olduğunun kanunda açıkça ve sınırlı sayıda belirtilmemesi nedeniyle bir belirsizlik yaratır. Bu durum, idareye veya mahkemelere kanunda sayılmayan bir suçu, 'gibi' edatına dayanarak kıyas yoluyla 'yüz kızartıcı' olarak nitelendirme ve kişiyi bir haktan yoksun bırakma imkanı tanıyabilir. Bu ise ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğini öngören 'kanunilik ilkesi' (TCK m. 2) ve 'kıyas yasağı' ile çelişir. Anayasa Mahkemesi (E:2011/63, K:2013/28) ve Danıştay (5. Daire, E:1987/1931, K:1989/640) kararlarında, 'gibi' edatının yeni suçlar yaratmak için kullanılamayacağı, bu ifadenin sadece kanunda örnek olarak sayılan suçların (zimmet, rüşvet, hırsızlık vb.) niteliğini belirttiği ve idarenin takdir yetkisinin mutlak olmadığı, dolayısıyla sadece kanunlarda açıkça sayılan suçların yüz kızartıcı suç olarak kabul edilebileceği yönünde yorumlar yapılmıştır (ayboga.av.tr/yuz-kizartici-suclar/).