Vekilin, vekalet sözleşmesi kapsamında vekalet veren adına ve hesabına hareket ederek üçüncü kişilerden tahsil ettiği bir alacak, TBK m. 509'a göre hangi andan itibaren vekalet verenin malvarlığına dahil olur? Vekilin iflası durumunda bu alacağın akıbeti ne olur?
TBK m. 509, vekilin vekalet veren hesabına gördüğü işlerden doğan üçüncü kişilerdeki alacağının, 'vekâlet verenin vekile karşı bütün borçlarını ifa ettiği anda, kendiliğinden vekâlet verene geçeceğini' düzenler. Ancak Yargıtay ve doktrindeki hakim görüş, bu hükmü dar yorumlamakta ve vekilin, vekalet veren nam ve hesabına hareket ettiğinde, üçüncü kişideki alacağın doğrudan doğruya vekalet verene ait olduğunu kabul etmektedir. Bu alacak, vekilin malvarlığına hiç girmemiş sayılır. Bu yorumun en önemli sonucu, 'vekilin iflası' durumunda ortaya çıkar. Vekil iflas ettiğinde, bu alacak vekilin iflas masasına dahil olmaz. Vekalet veren, bu alacağın doğrudan kendisine ait olduğunu iflas masasına karşı ileri sürerek, alacağın kendisine ödenmesini talep edebilir. Aynı şekilde, vekilin vekaleten edindiği taşınır eşyalar da iflas masasından ayrılarak vekalet verene verilir. Bu, vekalet vereni, vekilin kişisel borçları ve iflas riskine karşı koruyan önemli bir hükümdür.