TBK m. 513'e göre vekalet sözleşmesi, vekilin veya vekalet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kural olarak sona erer. Ancak, vekilin bu sona erme durumuna rağmen vekaleti ifaya devam etme yükümlülüğü hangi durumda doğar?
Vekilin, sözleşmenin sona ermesine rağmen ifaya devam etme yükümlülüğü, TBK m. 513/3'te düzenlenen bir istisna ile ortaya çıkar. Bu istisnanın doğması için şu şartın gerçekleşmesi gerekir: 'Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa'. Eğer vekaletin aniden sona ermesi, vekalet verenin (veya mirasçılarının) hak kaybına uğramasına veya zarara uğramasına neden olacaksa, vekil (veya onun mirasçıları/temsilcisi), vekalet veren veya onun halefleri 'işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar' vekaleti ifaya devam etmekle yükümlüdür. Bu, vekilin sadakat borcunun (TBK m. 506) sözleşme bittikten sonra dahi devam eden bir yansımasıdır. Örneğin, bir avukatın, müvekkili dava sırasında vefat ettiğinde, mirasçılar davayı takip edip edemeyeceklerini kararlaştırana kadar, acil ve hak düşürücü usuli işlemleri (süre tutum dilekçesi verme gibi) yapma yükümlülüğü devam eder.