5237 sayılı TCK'nın 26/2. maddesinde düzenlenen 'ilgilinin rızası' bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu hukuka uygunluk nedeninin, TCK m. 103'te (onbeş yaşını tamamlamamış çocuğa karşı cinsel istismar) ve TCK m. 90'da (insan üzerinde deney) uygulanma imkanını karşılaştırınız.
TCK m. 26/2'deki 'ilgilinin rızası'nın uygulanması, kişinin üzerinde 'mutlak surette tasarruf edebileceği' bir hakka ilişkin olmalıdır. Bu ilkenin uygulanması, suç tiplerine göre farklılık gösterir: 1) TCK m. 103 (Onbeş yaşını tamamlamamış çocuğa cinsel istismar): Kaynak metindeki Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, kanun koyucu, 15 yaşını tamamlamamış çocukların cinsel dokunulmazlıkları üzerinde tasarruf etme ehliyetlerinin olmadığını mutlak olarak kabul etmiştir. Bu nedenle, bu yaştaki bir çocuğun cinsel eyleme 'rızası' olsa dahi, bu rıza hukuken geçersizdir ve TCK m. 26/2'deki hukuka uygunluk nedeni bu suçta kesinlikle uygulanmaz. 2) TCK m. 90 (İnsan üzerinde deney): Bu suçta ise durum farklıdır. Kanun, belirli ve çok sıkı şartlar altında kişinin kendi vücut bütünlüğü üzerinde bilimsel bir deney yapılmasına rıza göstermesine hukuki bir geçerlilik tanımıştır. TCK m. 90/2'de sayılan tüm şartlar (yetkili kurul izni, öncelikli hayvan deneyi, bilgilendirilmiş yazılı rıza vb.) gerçekleştiğinde, ilgilinin rızası fiili hukuka uygun hale getirir. Sonuç olarak, rızanın geçerliliği çocuğun cinsel istismarında mutlak olarak yok sayılırken, insan üzerinde deney suçunda sıkı şartlara bağlı olarak kabul edilmektedir.