Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hükmün 'yazılmamış sayılması' (TBK m. 21) ile 'kesin hükümsüz sayılması' (TBK m. 25) arasındaki fark, sözleşmenin geri kalanının geçerliliğini nasıl etkiler?
Her iki durumda da sözleşmenin geri kalanı kural olarak geçerliliğini korur (TBK m. 27/1). Temel fark, boşluğun nasıl doldurulacağı ve yaptırımın niteliğindedir. 1) Yazılmamış Sayılma (Yürürlük Denetimi Sonucu): Bu durumda, o hüküm sanki sözleşmeye hiç konulmamış gibi kabul edilir. Hükmün yarattığı boşluk, öncelikle varsa kanunun tamamlayıcı (yedek) hukuk kurallarıyla, yoksa örf ve adet hukukuyla, o da yoksa hakimin hukuk yaratmasıyla (TMK m. 1) doldurulur. Sözleşmeyi düzenleyen, 'bu hüküm olmasaydı sözleşmeyi bu şartlarla yapmazdım' diyerek sözleşmenin tamamının geçersizliğini ileri süremez (TBK m. 21/3). 2) Kesin Hükümsüzlük (İçerik Denetimi Sonucu): Bu durumda hüküm, dürüstlük kuralına aykırı olduğu için geçersizdir. Burada da sözleşmenin geri kalanı geçerlidir. Yaratılan boşluk yine aynı şekilde, öncelikle kanunun tamamlayıcı hükümleriyle doldurulur. İki yaptırım arasındaki temel fark teoriktir; 'yazılmamış sayılma' o hükmün sözleşmenin bir parçası haline hiç gelmediğini, 'kesin hükümsüzlük' ise sözleşmenin parçası olmuş ancak içeriği nedeniyle geçersiz olduğunu ifade eder. Pratikte her ikisi de o hükmün uygulanmasını engeller.