Tasarrufun iptali davasında, borçlunun 'ticari işletmesinin veya işyerindeki mevcut ticari mallarının tamamını veya önemli bir kısmını' devralan üçüncü kişinin durumu, İİK m. 280 uyarınca nasıl bir hukuki karine doğurur?
İİK m. 280/3, bu durumu özel olarak düzenlemiştir. Buna göre, borçlunun ticari işletmesini veya işyerindeki ticari mallarının tamamını ya da önemli bir bölümünü devralan veya bu yolla ticari işletmesini işgal eden üçüncü kişinin, 'borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği' varsayılır. Bu, ispat yükünü alacaklıdan alıp üçüncü kişiye yükleyen, aksi ispatlanabilir kesin bir 'kanuni karine'dir. Normalde alacaklının, üçüncü kişinin kötü niyetini (borçlunun durumunu bildiğini) ispatlaması gerekirken, bu özel durumda kanun, üçüncü kişinin durumu bildiğini baştan kabul eder. Üçüncü kişi, ancak borçlunun mal kaçırma kastından haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini (iyi niyetli olduğunu) ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bu, ticari hayattaki devirlerde devralanın basiretli bir tacir gibi davranma ve araştırma yapma yükümlülüğünün bir sonucudur.