Bir kimsenin kendisini polis olarak tanıtarak, üzerinde polis amblemi olan bir kartı göstermesi eylemi, TCK m. 264 (Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma) suçunu mu, yoksa TCK m. 106 (Tehdit) suçunu mu oluşturur? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E. 2014/47211, K. 2017/3351 sayılı kararındaki değerlendirmeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #188278

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin anılan kararında bu iki suç tipi arasındaki ayrım tartışılmıştır. Mahkeme, sanığın gösterdiği polis amblemli kartın, 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nda düzenlenen bir 'madalya veya nişan' olmadığını, aynı zamanda bir 'resmi elbise' de olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, TCK m. 264'ün maddi unsurlarının (resmi elbise giyme veya nişan/madalya takma) oluşmadığına ve bu suçtan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine hükmetmiştir. Ancak, sanığın bu tanıtma eylemiyle birlikte müştekiye söylediği 'ben polisim senin aracını bağlatırım' şeklindeki sözlerin, TCK m. 264'ü değil, TCK m. 106/1'in ikinci cümlesinde düzenlenen ve takibi şikayete bağlı olan 'malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle' tehdit suçunu oluşturabileceğini ve mahkemenin bu yönde bir değerlendirme yapması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Yani, eylemdeki baskın unsurun, sembol kullanmaktan ziyade, bu sembolle desteklenen sözlü tehdit olduğu kabul edilmiştir.