TBK m. 19 (Muvazaa) iddiasına dayalı bir tasarrufun iptali davası ile İİK m. 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali davası arasında 'dava şartları' açısından ne gibi temel bir fark bulunmaktadır?
İki dava türü arasındaki en temel fark, 'aciz belgesi' dava şartı açısından ortaya çıkar. 1) İİK m. 277 vd. dayalı tasarrufun iptali davası: Bu dava, alacaklının borçludan alacağını tahsil edememesi koşuluna bağlıdır. Bu nedenle, davacının kural olarak borçlu aleyhine yaptığı icra takibinin semeresiz kaldığını gösteren kesin veya geçici bir aciz belgesini (İİK m. 105, 143) mahkemeye sunması bir dava şartıdır. 2) TBK m. 19'a dayalı muvazaa davası: Bu davada ise, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki işlemin, sırf alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış danışıklı bir işlem olduğu ve hukuken baştan itibaren geçersiz olduğu iddia edilir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bu tür davalarda alacaklının bir aciz belgesi sunmasına gerek yoktur. Çünkü işlem zaten hiç doğmamış sayıldığından, alacaklının bu geçersizliği tespit ettirmek için borçlunun aciz durumunda olduğunu ispatlaması gerekmez.