Yüz kızartıcı suç' kavramı anayasal ve yasal düzeyde nasıl tanımlanmaktadır? Anayasa Mahkemesi'nin 'gibi yüz kızartıcı suçlar' ifadesine yaklaşımını, 'suçların kanuniliği' ilkesi açısından değerlendiriniz.
Yüz kızartıcı suçlar, Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmış bir kategori değildir. Bu kavram, Anayasa m. 76 (milletvekili seçilme yeterliliği) ve 657 sayılı DMK m. 48 (memuriyete giriş) gibi özel kanunlarda, belirli haklardan yoksun bırakılma sebebi olarak ortaya çıkmaktadır. Anayasa m. 76, 'zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar' şeklinde örnekseme yoluyla bir sayım yapmıştır. Anayasa Mahkemesi, E:2011/63, K:2013/28 sayılı kararında, 'gibi' edatının, sayılan suçların niteliğini belirttiğini ve bu ifadeye dayanarak idarenin veya mahkemelerin, kanunda sayılmayan başka bir suçu kıyas yoluyla 'yüz kızartıcı' kabul edemeyeceğini belirtmiştir. Bu yorum, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'suç ve cezaların kanuniliği' (belirlilik) ve 'kıyas yasağı' ilkelerinin bir gereğidir. Dolayısıyla, bir suçun yüz kızartıcı sayılıp sayılmayacağı, ancak kanunda açıkça bu şekilde nitelendirilmesiyle mümkündür.