Yargıtay içtihatlarına göre, bir ceza davasında sanığın 'susma hakkını' kullanması, aleyhine bir delil olarak yorumlanabilir mi?
Hayır, yorumlanamaz. Susma hakkı, Anayasa'nın 38. maddesi ve CMK m. 147'de güvence altına alınan, kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı ilkesinin bir sonucudur. Adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Yargıtay'ın ve AİHM'in istikrarlı içtihatlarına göre, sanığın susma hakkını kullanması, bir suç ikrarı olarak veya aleyhine bir delil olarak değerlendirilemez. Mahkumiyet kararı, sadece sanığın sessizliğine dayandırılamaz. İddia makamının, sanığın susmasına rağmen, suçu işlediğini başkaca somut, kesin ve inandırıcı delillerle ispat etmesi gerekir. Sanığın sessizliği, bu delillerin değerlendirilmesinde sadece bir unsur olabilir, ancak tek başına mahkumiyet gerekçesi olamaz.