CMK m. 180/3'teki 'zorunluluk olmadıkça' ifadesi, büyükşehirlerde istinabe yasağına bir istisna getirir. Yargısal pratikte bu 'zorunluluk' hali nasıl yorumlanmalıdır? Bir örnek veriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187456

'Zorunluluk olmadıkça' ifadesi, hakime bir takdir yetkisi tanımakla birlikte, bu yetkinin keyfi değil, somut ve makul gerekçelere dayanması gerektiğini ifade eder. Yargısal pratikte bu zorunluluk hali, tanığın veya sanığın mahkemeye getirilmesinin fiilen imkansız veya yargılamayı aşırı derecede geciktirecek olması durumlarında ortaya çıkar. Örneğin, büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan bir tanığın, ağır bir hastalık nedeniyle yatağa bağımlı olması ve seyahat edemeyeceğinin doktor raporuyla belgelenmesi, mahkemenin tanığı istinabe yoluyla (mümkünse SEGBİS ile) dinlemesi için bir 'zorunluluk' hali oluşturur. Sadece tanığın gelmek istememesi veya basit bir mazeret bildirmesi bu kapsamda değerlendirilmez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-180-tanik-ve-bilirkisinin-naiple-veya-istinabe-yoluyla-dinlenmeleri.html)