Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/83 E., 2023/5186 K. sayılı kararında, okul müdürü olan sanığın, gelen evrak kayıt defteri üzerinde yaptığı tahrifatın neden 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204) suçunu değil de 'resmi belgeyi bozmak' (TCK m. 205) suçunun teşebbüs aşamasını oluşturduğu kabul edilmiştir? Kararda vurgulanan 'aldatma niteliği' kriterini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187282

Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu sonuca, sanığın yaptığı tahrifatın 'aldatma (iğfal) kabiliyetine' sahip olmaması nedeniyle varmıştır. Resmi belgede sahtecilik suçunun (TCK m. 204) oluşabilmesi için, yapılan sahteciliğin belgenin aldatıcılık özelliğini taşıması, yani objektif olarak üçüncü kişileri kandırabilecek nitelikte olması gerekir. Eğer yapılan değişiklik ilk bakışta kolaylıkla anlaşılabiliyorsa, sahtecilik suçu oluşmaz. Kararda iki farklı eylem değerlendirilmiştir: 1) İlk Eylem: Sanığın, mevcut bir kaydın altına sadece bir isim eklemesi, önceki kaydı silmemesi ve başka bir tahrifat yapmaması nedeniyle 'sahteciliğe konu bir belge oluşturulmadığı' kabul edilmiştir. 2) İkinci Eylem: Sanığın, bir kaydın üzerini daksilleyerek (correction fluid) başka bir isim yazması. Yargıtay bu eylem için, 'yapılan bu tahrifatın ilk bakışta kolaylıkla fark edildiği, mevcut haliyle aldatma niteliğinin bulunmadığı' tespitini yapmıştır. Aldatma niteliği olmayan bir eylem, sahtecilik suçunu oluşturmaz. Ancak sanığın bu eylemi, orijinal ve gerçek olan resmi belgenin içeriğini anlaşılmaz hale getirmeye veya değiştirmeye yönelik olduğu için 'resmi belgeyi bozma' (TCK m. 205) suçunun unsurlarını taşımaktadır. Tahrifat yapılan kaydın altındaki orijinal bilginin hala tespit edilebilir olması (gerçek kaydın kime ait olduğunun anlaşılması) nedeniyle de suçun 'tamamlanmadığı', 'teşebbüs' aşamasında kaldığı kabul edilmiştir. Kısacası, eylemin aldatma kabiliyeti yoksa sahtecilik suçu oluşmaz, ancak bu eylem mevcut bir belgeye zarar veriyorsa, belgeyi bozma suçu gündeme gelir.