5237 sayılı TCK'nın 205. maddesinde düzenlenen 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' suçu ile ilgili olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2013/8474 sayılı kararında, sanığın eyleminin neden suçun unsurlarını oluşturmadığına karar verilmiştir? Bu kararda, belgenin 'yenisinin düzenlenebilir olması'nın rolü nedir?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2013/8474 sayılı kararında, sanığın eyleminin TCK m. 205'teki suçu oluşturmadığına karar verilmesinin temel nedeni, suçun 'hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engelleme' şeklindeki özel maksat unsurunun gerçekleşmemiş olmasıdır. Somut olayda sanık, başkalarına ait nüfus cüzdanı, yeşil kart gibi belgelerdeki fotoğrafları çıkarıp kendi fotoğrafını yapıştırmıştır. Yargıtay'a göre bu eylem, belgenin asıl sahibinin o belgeden yararlanmasını engelleme amacı taşımamaktadır; aksine sanığın amacı, belgeyi sahte bir şekilde kendisi için kullanmaktır (bu eylem resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir). Kararda, belgenin 'yenisinin düzenlenebilir olması'nın rolü, hak sahibinin yararlanmasının engellenmediğini destekleyen bir argüman olarak kullanılmıştır. Yani, nüfus cüzdanı veya sürücü belgesi gibi belgelerin hak sahibi, belgesi üzerinde tahrifat yapıldığını öğrendiğinde ilgili kuruma başvurarak her zaman yenisini çıkarabilir. Dolayısıyla, sanığın eylemi, hak sahibinin bu belgelerden doğan haklarını kullanmasını kalıcı veya ciddi bir şekilde engellememektedir. Suçun manevi unsuru olan 'belgeden yararlanmayı engelleme özel kastı' bulunmadığı ve hak sahibinin hakkına kavuşması kalıcı olarak engellenmediği için Yargıtay, TCK m. 205'in unsurlarının oluşmadığı ve sanığın bu suçtan beraat etmesi gerektiği sonucuna varmıştır.