5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 20/3'e göre, hükümlünün adres değişikliğini bildirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, hükümde gösterilen adrese yapılan tebligatın geçerli sayılmasının hukuki dayanağı ve amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187271

Bu düzenlemenin hukuki dayanağı, 5275 sayılı Kanun'un 20. maddesinin kendisidir. Bu madde, Tebligat Kanunu'ndaki genel kurallara göre 'özel bir hüküm' niteliğindedir. Amacı ise, cezanın infazından kaçmak veya infazı geciktirmek amacıyla adresini gizleyen veya bildirmeyen hükümlülerin bu davranışını engellemek ve ceza adalet sisteminin etkinliğini sağlamaktır. Yargılama sürecinde sanığın adresi mahkeme tarafından tespit edilir ve karara yazılır. Kanun, hükümlüye bu adresten ayrılması halinde yeni adresini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirme yükümlülüğü getirmiştir. Hükümlü bu yükümlülüğü yerine getirmezse, bunun sonuçlarına katlanmak zorundadır. İdare (infaz savcılığı), hükümlüyü aramakla veya yeni adresini araştırmakla yükümlü değildir. Doğrudan kararda yazılı olan (veya MERNİS adresi gibi resmi kayıtlardaki) adrese tebligatı yapar. Bu adreste kimse bulunmasa bile, Tebligat Kanunu'nun ilgili usullerine göre (örneğin muhtara bırakma) yapılan tebligat geçerli sayılır ve tebligata bağlanan hukuki sonuçlar (örneğin, çağrıya uymaması halinde yakalama emri çıkarılması) doğar. Bu hüküm, kişinin kendi kusurlu davranışından yararlanamayacağı ilkesinin bir yansımasıdır ve infaz sürecinin sürüncemede kalmasını önlemeyi hedefler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2015/6419 E. sayılı kararında da bu hükmün özel nitelikte olduğu ve hükümde gösterilen adrese yapılan tebligatın geçerli olduğu vurgulanmıştır.