Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/14678 E. sayılı kararına göre, bir kişinin bilinen en son adresinden farklı olan MERNİS adresine, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre doğrudan tebligat yapılması neden usulsüz kabul edilmiştir? Bu durumda müştekinin itirazının hukuki statüsü ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187263

Bu kararda tebligatın usulsüz kabul edilmesinin nedeni, Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin amir hükmüdür. Bu maddeye göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın 'bilinen en son adresine' yapılır. Eğer bu adreste tebligat yapılamazsa, o zaman şahsın adres kayıt sisteminde (MERNİS) bulunan yerleşim yeri adresine, Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre tebligat yapılır. Yargıtay kararında, müştekinin kolluk ifadesinde bildirdiği bir 'bilinen en son adresi' varken, bu adrese hiç tebligat çıkarılmadan, doğrudan MERNİS adresine gidilerek m. 21'e göre tebligat yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. Çünkü MERNİS adresine doğrudan m. 21/2'ye göre tebligat yapma usulü, kişinin bilinen başka bir adresinin olmaması veya bilinen adresine tebligat yapılamaması halinde başvurulacak ikincil bir yoldur. Usulüne uygun bir tebligat için öncelikle bilinen en son adrese gidilmesi gerekirdi. Bu tebligat usulsüz olduğu için, tebligata bağlanan yasal süreler (örneğin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi) işlemeye başlamaz. Bu nedenle, müştekinin yaptığı itiraz, yasal süresi geçtikten sonra yapılmış gibi görünse de, tebligat usulsüz olduğu için 'süresinde yapılmış' kabul edilmelidir. Mahkemenin, itirazı süre yönünden reddetmesi hatalıdır; itirazın esasına girerek bir karar vermesi gerekir. Yargıtay da bu gerekçeyle kararı bozmuştur.