1915 Tehcir Kanunu ve sonuçlarının, 'soykırım' suçu kapsamında değerlendirilmesine karşı metinde ileri sürülen en temel hukuki argüman nedir? Ceza hukukunun 'zaman bakımından uygulanması' ilkesi bu argümanı nasıl desteklemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187243

Metinde ileri sürülen en temel hukuki argüman, ceza hukukunun temel prensiplerinden olan 'kanunların geriye yürümezliği' (nullum crimen, nulla poena sine lege praevia) ilkesidir. Bu ilkeye göre, hiç kimse işlendiği zaman yürürlükte olan bir kanun tarafından suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suç işlendiği zamanki kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Metin bu argümanı şu şekilde desteklemektedir: 1) Soykırım Suçunun Tanımlanma Tarihi: 'Soykırım' kavramı ve suçu, hukuki bir terim olarak ilk defa Birleşmiş Milletler'in 9 Aralık 1948 tarihli 'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi' ile tanımlanmış ve uluslararası hukukun bir parçası haline gelmiştir. Bu sözleşme de 12 Ocak 1951'de yürürlüğe girmiştir. 2) Geriye Yürümezlik İlkesinin Uygulanması: 1915 yılında meydana gelen olaylar sırasında, ne ulusal ne de uluslararası hukukta 'soykırım' adında bir suç tanımı bulunmamaktaydı. Bir fiilin hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilmesi, o fiilin işlendiği tarihte bağlayıcı bir hukuk kuralı ile suç olarak tanımlanmış olmasına bağlıdır. 1948'de tanımlanan bir suçu, 1915'te işlendiği iddia edilen fiillere uygulamak, ceza hukukunun en temel ilkesi olan kanunların geriye yürümezliği ilkesinin ihlali anlamına gelir. Özetle, metin, 1915 olayları yaşandığında 'soykırım' diye bir suçun mevcut olmadığını, dolayısıyla sonradan yaratılan bir suç tipi nedeniyle geçmişe dönük olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun veya onun halefi olan Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuken sorumlu tutulamayacağını savunmaktadır. Sorumluluk, ancak bir hukuk kuralının yürürlüğe girmesinden sonraki eylemler için, yani 'ileriye etkili' olarak doğabilir.