CMK m. 180, tanık veya bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesini hangi istisnai hallere bağlamıştır? Maddenin 5. fıkrasında öngörülen SEGBİS (Sesli ve Görüntülü İletişim Tekniği) yönteminin, istinabe usulüne göre öncelikli olarak uygulanmasının 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'yüz yüzelik' ilkeleri açısından önemi nedir?
CMK m. 180, ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan 'delillerin doğrudan doğruyalığı' (delillerin hükmü verecek mahkeme tarafından bizzat incelenmesi) kuralının bir istisnası olarak, tanık veya bilirkişinin başka bir mahkeme aracılığıyla (naiple veya istinabe) dinlenmesini iki temel istisnai hale bağlamıştır: 1) Uzun Süreli Duruşmada Hazır Bulunamama: Hastalık, malullük veya giderilmesi imkansız başka bir nedenle tanık/bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir süre boyunca duruşmada hazır bulunamayacağının anlaşılması. 2) Yargı Çevresi Dışında Bulunma: Tanık/bilirkişinin konutunun, yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı mahkemeye getirilmesinin zor olması. CMK m. 180/5, bu hallerde SEGBİS imkanı varsa, bu yöntemin istinabeye tercih edilerek uygulanmasını zorunlu kılar. SEGBİS'in öncelikli uygulanmasının 'doğrudan doğruyalık' ve 'yüz yüzelik' ilkeleri açısından önemi büyüktür. İstinabe usulünde, tanığı/bilirkişiyi dinleyen mahkeme ile hükmü verecek mahkeme farklıdır; hükmü verecek hakim, tanığın beyanını sadece yazılı bir tutanaktan okur, onun tavırlarını, mimiklerini, ses tonunu, samimiyetini gözlemleyemez. SEGBİS ise, tanık/bilirkişi fiziken farklı bir yerde olsa da, hükmü verecek olan mahkeme heyetinin, sanığın ve müdafiinin onu 'canlı' olarak görmesini, duymasını ve ona doğrudan soru sorabilmesini sağlar. Bu sayede, delil (tanık beyanı), hükmü verecek mahkeme tarafından araya başka bir mahkeme girmeden, birinci elden değerlendirilmiş olur. Böylece SEGBİS, istinabenin bu ilkelere getirdiği zayıflığı büyük ölçüde gidererek, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerinin daha etkin bir şekilde gerçekleşmesine hizmet eder.