Bir ceza davasında, sanık ile 'ihbarcı tanık' arasında husumet bulunduğunun iddia edilmesi halinde mahkemenin yapması gereken usuli işlemler nelerdir? Husumetin varlığı, ihbarcı tanığın beyanlarının delil değerini nasıl etkiler? (Yargıtay 19. CD, 2016/6668 E.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187213

Sanık ile ihbarcı tanık arasında husumet bulunduğunun iddia edilmesi, mahkemenin bu iddiayı ciddiye alarak araştırma yapmasını gerektirir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/6668 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkemenin yapması gereken usuli işlemler şunlardır: 1) Husumetin Niteliğini Araştırmak: Mahkeme, sanıklar ile tanık arasında suç isnadını gerektirecek nitelikte, önceden gelen bir husumet (düşmanlık, anlaşmazlık, dava vb.) bulunup bulunmadığını araştırmalıdır. 2) Başka Deliller Toplamak: Sadece bu tanığın beyanına dayanmamak için, olayın özelliklerine göre köy muhtarı, ihtiyar heyeti üyeleri, varsa saha bekçisi, civar taşınmaz sahipleri gibi başka tanıkları dinlemelidir. Husumetin varlığı, tanığın beyanını tek başına geçersiz kılmaz ancak delil değerini önemli ölçüde zayıflatır. Ceza yargılamasında 'her delilin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesi geçerlidir. Ancak, husumetli bir tanığın beyanlarının sübjektif, taraflı ve sanığa zarar verme kastıyla verilmiş olma ihtimali yüksektir. Bu nedenle, mahkeme bu beyanlara ihtiyatla yaklaşmalıdır. Eğer tanığın beyanları, dosyadaki diğer somut, objektif ve yan delillerle (örneğin, olay yeri inceleme raporu, teknik kanıtlar, diğer tarafsız tanıkların beyanları) desteklenmiyorsa, sadece husumetli tanığın soyut beyanlarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu durum, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin de bir gereğidir. Eksik kovuşturma ile, husumet iddiası araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedenidir.