Metinde, 'hukuk nosyonu' kavramı nasıl tanımlanmakta ve bir hukukçunun bu nosyonu kazanmasının önemi nedir? 'Hukuk devleti' ile 'kanun devleti' arasındaki fark, bu kavramla nasıl ilişkilendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187182

Metinde 'hukuk nosyonu', hukukun evrensel ilke ve esasları ışığında, teorinin pratiğe dökülmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, sadece yazılı kanun metinlerini (pozitif hukuku) ezberleyip uygulayan 'kuralcı' ile hukukun ruhunu, amacını ve temel ilkelerini (adalet, eşitlik, dürüstlük, orantılılık, hakkaniyet vb.) anlayıp somut olaya uygulayabilen 'gerçek hukukçu'yu birbirinden ayırır. Hukuk nosyonunun kaynağı, hukukun evrensel ilke ve esaslarıdır ve bu nosyonu kazanan hukukçu, sorunlara dar kalıplarla değil, geniş bir perspektifle ve adalet duygusuyla yaklaşır. 'Hukuk devleti' ile 'kanun devleti' arasındaki fark, bu kavramla doğrudan ilişkilidir. - Kanun Devleti: Her şeyin kanunlarla düzenlendiği, yönetenlerin de bu kanunlara uyduğu bir devlettir. Ancak bu kanunların adil, hakkaniyete uygun veya temel hak ve özgürlükleri koruyucu olması şart değildir. Gücü elinde tutan otorite, kendi iradesini kanun haline getirerek her alana müdahale edebilir. Bu, 'gücü elinde tutanın hukuku'dur ve hukuk nosyonundan yoksundur. - Hukuk Devleti: Sadece kanunların olduğu değil, aynı zamanda bu kanunların hukukun evrensel ilke ve esaslarına, temel hak ve özgürlüklere ve adalete uygun olduğu, yönetenlerin eylem ve işlemlerinin bağımsız yargı denetimine tabi olduğu bir devlettir. İşte 'hukuk nosyonu', kanunları bu evrensel ilkeler süzgecinden geçirerek yorumlamayı ve uygulamayı gerektirir. Hukuk nosyonuna sahip bir hukukçu, bir kanunun lafzı adaletsiz bir sonuca yol açıyorsa, onu hukukun genel ilkeleri çerçevesinde yorumlayarak hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmaya çalışır. Dolayısıyla, hukuk nosyonu kanun devletinden hukuk devletine geçişin zihinsel temelini oluşturur.